Eki
16
Need For Speed: Undercover – 2009
Ekim 16, 2010 | Yorumlar Kapalı
Need for Speed Undercover bu sene 18 Kasım’da piyasada olacak. Peki 17 aydır yapımda olan bir oyundan neler bekleyebiliriz? Eski serilerden sonra artık hıza ihtiyacımız olduğu kesin! Serbest dolaşma, polisler, hasar, modifikasyon, süper arabalar, geniş bir hikaye ve aksiyon dolu sürüş keyfi! Ne dersiniz?
Most Wanted 2
Need for Speed Undercover ile ilgili ilk görüntüler yayımlandığı zaman tüm izlenimler Most Wanted 2′yi çağrıştırıyordu. Kameranın konumu, arabaların ortama uyumu ve yayımlanan ilk oyuniçi videolarla arcade oynanış tarzı hemen bazı eski anıları hatırlatıyordu. Pro Street’teki simülasyon tarzı sürüş şeklinden neredeyse eser kalmamıştı. Arayüze baktığımızda ise karşılaştığımız görüntü yine aynıydı: Klasik gösterge, kural ihlali, mini harita – her şey geri dönmüştü.
Need for Speed Undercover incelemesi
Eski oyunda NFS dünyasının sokaklarında yeni yarışmalar ve heyecanlar ararken Undercover’da yarışlar yerine görevlere gitmekteyiz. Bu görevlerin başlangıcının çoğu oyun içi grafiklerden oluşacak. Örneğin görevlerinizden biri, bir araba galerisinden Porsche çalmak. Başlangıçta siz üçüncü kişi kamera açısından arabamızın galeri camından fırlayıvermesine tanıklık ediyorsunuz. Ortama kısa sürede sokan bu ara videodan sonra kamera yavaş bir şekilde arabanızın arkasına geçiyor ve kovalamaca başlıyor. Elbetteki sizin için alarm veriliyor ve yerel polisler peşinize takılıyor. O halde speedbreaker’ımızı (bilmeyenler için hatırlatalım, speedbreaker oyunun yavaşlamasını ve daha kolay manevra almanızı sağlayan bir özellik, önceden Most Wanted’da istediğimiz kadar kullanabildiğimiz speedbreaker bu oyunda birkaç kullanımlık) aktive edelim ve beklenmedik aynasızlara makas atalım! Undercover’da polislerden kurtulmak için yapmamız gereken tıpkı Carbon ve Most Wanted’daki gibi köprüleri veya yapı iskeleleri gibi kamu mallarını yıkarak amacınıza ulaşabiliyor ve garajınıza dönebiliyorsunuz. Bu arada, yayımlanan videolar arasında Most Wanted’daki Donut shop’lara henüz rastlayamadım Oyunda gerçekçiliği ve sürüş keyfini arttıran bir diğer unsur ise Pro Street’in vesilesiyle de tanışmış olduğumuz hasar. Yine de Undercover’da aracınız sadece görsel olarak hasar alacak. Eğer biri gidip sütunlara da çarparsa elbette aracının hakimiyetini kaybedecektir fakat onun dışında aracını hala sürebiliyor olacak.
Undercover’da kendini hemen hissettiren özelliklerinden biri ise geliştirilmiş polis ve trafik yapay zekası. Öyle ki trafikteki araçlar kimi zaman zincirleme kazalar oluşturabilecekler. Aynı şey polisler içinde geçerli. Polislerin sayısı ve davranışları süreyle orantılı olarak artmakta ve daha agresif hale gelmekte. Aynı zamanda geliştirilen fizikler sayesinde araba çarpışlarında havada uçuşan arabalara rastlayamayacağız. Anlayacağınız yapay zeka tarafından kontrol edilen arabalarla etkileşim daha sıcak ve gerçekçi ama bir o kadar da sıkı. Bilhassa hasar modellemeleri ve kamera tasarımındaki geliştirmeler sayesinde.
Serbest Dolaşma
Serbest dolaşma, NFS Undercover ile bir kez daha beraberinde geliyor. Bu sefer ki ziyaretimiz Palm Harbor, Port Crescent ve Sunset Hills Dağlarından oluşan Tri-City Bay adında üçlü bir bölge. Her bir bölgenin kendine has özellikleri var: Şehiriçi alışveriş merkezlerinden, endüstriyel liman ve kırsal tarım alanlarına kadar. Hepsi de otoyollar sayesinde bağlanmış durumdalar. Toplam 160 km’lik sürüş alanı bulunan şehrin bir ucundan diğer ucuna otoyollar aracılığıyla gidilmesi toplam 8 dakika sürmekte. Sadece sokak araları ve otoyollar ummayın, kanyonlarda, varoşlarda, inşaat alanlarında, dağlarda ve daha pek çok farklı alanlarda yarışma imkanı bulacağız. Polisleri halt etmek ve size yardım amaçlı kısa ve alternatif yollar da bulunacak. Oyun; güneşin batışında, saat 7 gibi, güneşin uzun gölgeler yarattığı vakitte geçecek. Bu da oyuna sarımsı bir ton katacak, tıpkı bir çok filmde ve Most Wanted’da gördüğümüz gibi.
Undercover’daki ana menü de oyuniçinde bir pop-up görünümünde olacak. Xbox Live ve PlayStation Network oyun için desteklenmekte fakat NFS: Hot Pursuit zamanlarından hasret kaldığımız iki kişilik mod, maalesef bu oyunda da yok. Oyunda size verilen görevler haricinde Tri-City Bay şehrinde istediğiniz gibi gezme özelliği de var ve istediğiniz vakit GPS aygıtınızla anında sprintlere, otoban yarışlarına veya kovalamacalara dalabilirsiniz.
Aksiyon Dolu Sürüş Deneyimi
Oyundaki sürüş fizikleri bana göre Undercover’ın en can alıcı noktası. Electronic Arts’ın oyun için amacı heyecan yaşamanızı sağlayacak bir sürüş türü, bir yerde arcade ve simülasyon arası. Yayımlanan videoları incelediğimizde ise her ne kadar başlangıçta Most Wanted veya Carbon’dan bir farkını göremiyor olsak da bazı olaylardan Pro Street’teki simülasyon özelliklerini içerdiğini de gözlemleyebiliyoruz. Kısaca Pro Street’teki fizikler alınıp oyuna daha aksiyon dolu bir sürüş deneyimi katılmış ve yapımcılar bu yeni geliştirmiş oldukları fiziklere ”Heroic Driving Engine” adını vermiş. Artık arabamız sürüş için daha hafif ve yola daha oturaklı, eski oyunlara oranla araba üzerinde daha fazla etkimiz var ve komutlarımız arabayı direk olarak etkilemekte. İşte bu da arabamızı kullanmamızı daha kolay kılıyor ve yüksek hızlarda sürmemizi sağlayarak heyacanlı bir sürüş keyfi yaşatıyor. Öyle ki ne kadar gaza bastığımız ekranda belirtilmekte ve bir o kadar da arabamıza etkide bulunmakta.
Hatta biraz daha abartarak, daha fazla heyecan olması için akrobatik hareketleri de geliştirmişler. Diyelim ki karşınızdan bir polis sürüsünün geldiğini görüyorsunuz. Hiç problem değil, el frenini çekin, arkasını attırın ve 180 derece dönüş yapın. Geri geri gitmeye gerek kalmadan. Drift yapmayı da seviyor musunuz? Arabanızı yanlamak çok zor olmayacak, biraz alıştırma isteyeceği kesin ama alışınca güzel bir duygu olacağı da muhakkak.
Need for Speed Undercover incelemesi
Daha önce de belirttiğim gibi kamera da arabanın dönüşlerine duyarlı. Nasıl bir manevra alırsanız alın, kamera her zaman arabanızı bir adım öne çıkarmakta ve arabanıza karşı bir ilgi duymanızı sağlamakta. Kamera yumuşak geçişlerle hareket etmekte ve öyle ki nitroya bastığınızda dahi kameranın zoom-out olması sizi rahatsız etmemekte.
Yeni NFS oyunlarının vazgeçilmezi nitro (yine birkaç kullanımlık), bu oyunda da var. Nitroyu kullandıktan sonra yeniden dolmasını beklemeniz gerekecek. Oyuna yeniden dahil edilen başka bir özellik ise drafting. Yani rakiplerinizin tamponuna yapışıp ardından daha iyi kalkış, atak yapmanızı sağlayan özellik.
Yeni fiziklerin, kameranın ve geliştirilmiş motor sesleriyle oluşan bu kombinasyonun bu bütünü henüz yaşamamış olduğumuz bir deneyimin habercisi. Elbette ki eski serilere oranla daha farklı bir tecrübe olacağından alışmak zaman alacaktır fakat alıştığınız zaman da sizi kendine bağımlı edebilir!
Yeni Modlar
Otoban yarışları (Highway Battle) Undercover’daki yeni bir oyun modu. Genel olarak, Underground 2′deki ‘outrun’ yarışları ile eski NFS oyunlarındaki trafiğin de dahil olduğu drag yarışlarının bir karışımı. Otoban yarışlarındaki maksat, Carbon’daki kanyon yarışlarına benziyor yani ”boss” türü yarışçıları yenmek için genelde otobanda yarışacağız. Başlangıçta yarışlar ara bir sahne ile başbaşa veya ardarda başlamakta ve bu aşamadan sonra belli bir yol kateden ya da belli bir zaman süresinin sonunda birinci olan kişi yarışı kazanıyor. Yarış esnasında trafiğin sıklığıysa dengesiz. Kaza yapma olasılığınız yüksek ve önünüzdeki rakibiniz diğer araçlara kaza yaptırarak size engel olarak bir bariyer oluşturabilir. Dediğim gibi trafiğin akışı da tamamen rastgele, Underground drag yarışları gibi önceden belirlenmiş değil. Yani bir yarışı her oynayışınızda ayrı bir zevk alarak oynayacaksınız. İlk yarışınızda rakibiniz trafikteki en iyi yolu bulup sizin ona yetişmenizi imkansızlaştırırken bu yarışı bir kez daha oynamanız dahilinde rakibiniz gözüken ilk tıra da çarpabilir.
Eki
16
Race Driver GRID
Ekim 16, 2010 | Yorumlar Kapalı
Codemasters firması ile tanışmam sanırım ilk defa Colin McRae Rally ile oldu. Bir süre önce kötü bir kaza ile hayata veda eden yılların efsane ralli pilotu McRae’nin ismini taşıyan bu oyun ile büyük başarılar elde eden Codemasters, yarış oyunları deneyimini bu sayede geliştirerek önce McRae serisinin devamını, ardından TOCA Race Driver ismiyle PC’nin GranTurismo’su diyebileceğimiz ayrı güzellikte bir başka seriyi de yarış oyuncularının beğenisine sundu. İşte bu serinin son bombası ise Race Driver: GRID.
Colin McRae’lerde ilk 4 oyunda çok gerçekçi simülasyon öğeleri görürken, beşinci oyun olan DIRT’te olayın arcade’e kaydığını üzülerek tecrübe etmiştim. Her ne kadar NFS’de 200-300 km/h ile viraj dönen kardeşlerimize bu oyundaki kontroller hala zor gelse de, şahsen beğenmemiştim. Codemasters, TOCA serisinde çizgisini biraz daha korumuş görünerek arcade-simülasyon harmanını daha iyi yaparak, GRID’de de bunu devam ettiriyor.
Güzel bir giriş demosundan sonra DIRT’tekine çok benzer şekilde 3 boyutlu hazırlanmış ana menü ile karşılaşıyoruz. Ad, soyad, ülke, takma isim vs. gibi bilgileri girdikten sonra ana menüde GRID WORLD, RACE DAY, OPTIONS, MULTIPLAYER gibi seçenekleri görüyoruz. GRID WORLD, adından da biraz anlaşılacağı üzere aslında birçok oyunda “Career” diye karşılaştığımız kariyer modu. Oyunun asıl hikayesini burada oynuyoruz. RACE DAY ise bildiğimiz Quick Race… Buradan dilediğimiz yarış türünde bir sürü otomobil ile yarışma imkanımız bulunuyor. OPTIONS’dan bilindiği üzere Video, Birimler, Sürüş Destekleri, Sesler vs. gibi ayarları yapıyoruz.
Ben menülerde çok fazla oyalanmadan, sadece sürüş desteklerinin hepsini kapatıp, kendimi GRID WORLD’e attım. Bunu seçtiğinizde yine bir menü gelecek diye beklerken, bir demo ile karşılaşıp, film başlangıcı gibi bir sahne ile kendimizi bir Dodge Viper’ın direksiyonunda yarışa başlamak üzere buluyoruz. GamePad’le oynadığımdan, kontrollere alışana kadar Viper’ı sağa sola çarpıp haşat etmeme rağmen ilk yarıştan 1. olarak çıkmayı başardıktan sonra menüye tekrar döndüğümüzde bir bayan sesi ile karşılaşıyoruz. Öğreniyoruz ki bu hoş sesli bayan bizim menajerimiz. “Sen sürmene bak, para işlerini ben hallederim” diyerek konuyu kısaca özetliyor ve bir nevi “tutorial” diyebileceğimiz bilgiler veriyor. Bunlar nedir dersek; ilk başlarda bir takım için yarışıp para kazanmak, ayrıca seçeceğimiz sponsorlarla yarışlardaki başarılarımıza göre de elde edilebilecek birçok bonus ve saygınlık kazanmak gibi şeyler. Evet, oyunda bir “reputation” yani saygınlık derecelendirmesi var. Hatta bu, oyundaki yardımları kapatıp açmanıza, vitesleri manuel-otomatik yapmanıza veya hasarı açıp kapamanıza bağlı olarak da değişiyor. Örneğin atıyorum sürüş desteklerini açtığınızda bir yarıştan normalde 250 saygınlık puanı kazanacaksanız, bu puan 200′e düşüyor, üzerine bir de hasarı kapatırsanız 150 oluyor. Bu şekilde de oyunun daha heyecanlı bir şekilde oynanabilmesine imkan tanınmış.
Kısa başlıklar halinde incelemeyi biraz toparlarsak;
Oynanabilirlik – Fizik – Kontroller
Menüden oyun içindeki sürüş desteklerini kapatabildiğinizi söylemiştim. Bunun haricinde bir de yarış öncesinde seçtiğiniz “Pro Mode” ile hem hasar olayı ciddileşiyor, sürüşünüzü etkiliyor, hem de oyun içinde sunulan bir başka güzellik olan Flashback’leri kullanmanıza izin verilmiyor. Bu seçenekler ile oyunu Arcade-Simülasyon arasında bir yerlerde, dilediğiniz çizgiye oturtma imkanınız var. Tabi ben mümkün olduğu kadar simülasyon olsun istediğimden, tüm destekleri kapattım. Flashback’leri de kullanamıyorum
Nedir bu Flashback’ler… Örneğin gazladık gidiyoruz, viraja yaklaşıyoruz ama NFS’den alışmışız, tam gaz viraj döneceğiz… Ama dönemiyoruz, aracımız kayıyor ve tam karşımızdaki duvara çarpıp, çok güzel bir hasar modellemesi ile aracımızı darma dağın ediyoruz ve yarışa devam edemeyecek hale geliyoruz. Evet, aracımız DIRT’te de tecrübe ettiğimiz üzere, sadece bir çarpışmayla bile kullanılmaz hale gelebiliyor. İşte flashback’ler bu noktada devreye giriyor. Yaptığımız ağır çarpışmadan sonra oyun ‘Replay’ moduna geçiyor ve bu sırada ‘Flashback’ kullanıp kullanmayacağımıza karar verilmesi isteniyor. Bu esnada yaptığımız muhteşem kazayı, zamanda yolculuk kıvamında geri sararak birkaç saniye öncesine gidiyoruz ve oradan o hatayı yapmadan devam edebiliyoruz. Bu zamanı geri sarma olayı tanıdık geldi değil mi? Nereden mi? Evet, Prince Of Persia Ben ‘Pro Mode’ seçince ilk yarıştaki 4 Flashback hakkım sıfıra düştü Gerçekçiliği her ne kadar baltalayan bir seçenek olsa da, oynarken gerçekten çok zevkli olabiliyor. İlla simülasyon olsun demezseniz, bunu da mutlaka tecrübe edin.
Oyunun fiziklerini beğendim. Her ne kadar biraz arcade’e kaysa da, NFS oyuncuları yine de çok rahat edemeyebilir. Tam orta karar olmuş diyeyim. Ne çok zor, ne çok kolay. Fakat klavyeyle kullanacak arkadaşlar, özellikle güçlü araçların ilk vitesinde ve ‘drift’ yarışlarında çok zorlanacak. Mutlaka bir direksiyon veya gamepad ile oynayın. Çünkü klavyede gaza bastığınızda biliyorsunuz ki tam gaz oluyor ve dediğim gibi, güçlü araçlarda patinajdan yerinizde sayıyorsunuz. Drift yarışlarında ise aracı kontrol etmeniz imkansızlaşıyor. Elimdeki gamepad’de tetik şeklindeki düğmeleri gaz ve fren olarak ayarladım ve bu sorunun önüne geçtim.
GRID World’de bir sürü yarış ve otomobil çeşidi ile karşılaşıyoruz. Drift’ten tutun, GT yarışları, Amerikan Muscle Car yarışları, LeMans yarışları gibi birçok yarış türü ve bunlara göre hazırlanmış ayrı ayrı bir sürü otomobil var. Bu bakımdan oyunun “oynanabilirlik” konusunda bence hiçbir sıkıntısı bulunmuyor. Ekran başında bizlere baya iyi vakit geçirtebilecek gibi görünüyor.
Grafikler – Sesler
Grafikler tek kelimeyle şahane. Gayet detaylı ve renkli. Oyun motoru zaten çok beğenilen DIRT’in Neon motorunun biraz daha geliştirilmişi. Aslında bir yandan da Playstation3′te GT5′i gördükten sonra, GRID’in grafikleri çok güzel olmasına rağmen, gerçekçilik konusunda yavanmış gibi geldi 3.0 Ghz C2D, 8800GT ekran kartı, 2gb ram gibi bir sistemle 1680×1050 çözünürlükte hiç takılmadan oynayabildim. Bu bakımdan optimizasyonun da iyi olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Yalnız gözümü tırmalayan tek şey, bazı pistlerde sağda soldaki seyircilerin kalitesi oldu. Örneğin ekran görüntüsü aldığım karelerdeki seyirciler çok kötüyken, başka bir pistte çok iyi modellenmiş seyirciler görebiliyoruz. Artık karton seyirciler görmek mide bulandırıcı ama inatla kullanıyorlar. Bu arada, yazı sonunda belirttiğim sistem ile 1680×1050 çözünürlükte tüm detaylar açık şekilde 50-56 fps civarında seyrettiğini gördüm.
Bir de yarış oyunlarında pek fazla bulunmayan iç mekan kamerasını bu oyunda görmek sevindirici. Görebildiğimiz göstergelerin hepsi çalışır halde karşımıza çıkıyorlar, ayrıca direksiyonu çevirdiğimizde sürücünün kollarını görüyoruz. Fakat bu hareket çok yavan kalmış. İç mekanlar gerçeğine uygun şekilde yapılmış fakat artık oyun motorundan mıdır, çizimlerden midir bilemiyorum, bir yandan PS3′te oynadığım GranTurismo 5′teki iç mekanlardan sonra çok garip geldiler
Sesler konusunda sadece “daha iyi olabilirmiş” diyeceğim. Ortalama bir oyun olsa sesleri de idare eder derdik belki ama böyle güzel bir oyuna bence pek yakışmamış. Bunun yanında seslerle ilgili menüde herhangi bir 5.1 desteği görememek kötü oldu. Gerçi oyuna kendinizi kaptırdığınızda gözünüz hiçbirşey görmüyor, o da ayrı konu Yalnız bunu yazdıktan sonra oyunu tekrar oynadığımda, arkadan birileri çarptığında seslerin direkt olarak arka uydulardan geldiğini fark ettim. Belki 5.1 ayarı otomatiktir, bilemiyorum.
Sonuç
Sonuç olarak söylenebilecek tek şey; “mutlaka alın, oynayın” demek olabilir Oyun gerçekten çok güzel olmuş, Codemasters DIRT veya TOCA:Race Driver’dan sonra yine yapacağını yapmış ve bizi bir süre daha oyalayacak bir oyun ortaya çıkarmış. Oyunun tek eksiği bence sesleri, dediğim gibi, biraz daha iyi olabilirmiş. Onun haricinde grafikler, oynanabilirlik, oyundan alınan zevk vs. bakımından muhteşem. Karşılaştırılacak pek oyun yok, ProStreet desem…hiç gereği yok, ProStreet’ten kat kat daha iyi bir oyun. Zaten bazı sitelerde ProStreet 10 üzerinden 6.0 alırken, GRID “Editörün Seçimi” ibareleriyle birçok sayfada yerini aldı. PC’nin GranTurismo’su diyeceğim, ama o da olmuyor Sanırım ikisinin arasında kalmış Ama şu an PC’deki en iyi yarış oyunu diyebilirim… Kaçırmayın, mutlaka oynayın.
Eki
16
Need For Speed: Pro Street
Ekim 16, 2010 | Yorumlar Kapalı
Araba yarışı oyunu dediğimiz zaman herkesin aklına ilk gelen oyun sıfatını çok uzunca bir süredir taşıyan Need For Speed serisinin yeni oyunu “Pro Street” geçtiğimiz ay içerisinde çıktı. Modifikasyon çılgınlığının başladığı 2000’li yılların başından beri çıkardığı Underground serisi, Carbon ve Most Wanted oyunları ile özellikle modifiyecilerin gönlünde taht kuran oyun bu sefer modifikasyon olayını bir adım daha öteye götürmüş.
Oyundaki en önemli özelliklerden biri yeni eklenen “Autosclupt” teknolojisi olmuş. Bu teknoloji sayesinde aracınızdaki hemen hemen her istediğiniz parçayı modifiye edebilmektesiniz. Örneğin bir tamponun uzunluğunu, rüzgâra karşı durumunu ayarlamanıza artık imkân var. Oyundaki en önemli yenilik ise araçlarımızın artık hasar alabiliyor olması. 200 Km hız ile düz duvara toslayıp o kazadan da bir sıyrık almadan kurtulmak artık yok. Aracınız hasar alıyor ve bu hasarlar oyun ilerledikçe oldukça masraflı olmaya başlayabiliyor.
Oyundaki bir diğer değişiklik ise Underground serisi ile başlayan ve bir şehir alanı içerisinde dilediğiniz gibi gezme imkânınızın kaldırılmış olması. Artık şehirde aracımızla yarış yapmadan gezebileceğiniz bir mekâna sahip değiliz. Sürükleyicilik açısından pist yarışlarının bir süre sonra sıkıcı olmaya başlaması ve değişik bir şeyler yapma istediğinin doğması oyundaki şehir eksikliği ile iyice artıyor.
Bütün bunlara karşın serinin en yeni ve doğal olarak grafiksel açıdan en gelişmiş oyunu. Oyundaki araçların modellemeleri ve görünümleri sokaktakilerden hiç farklı değil. Üstelik artık sistem özelliklerinin havalarda uçuştuğu oyunların piyasada yer aldığını düşünürsek oyunun minimum gereksinimleri de makul denebilecek düzeyde. Windows XP ve Vista altında çalışan oyun Pentium IV 2.8 GHZ işlemci, 1GB Ram (Vista için 2GB) ve 128MB ekran kartına (Ge Force 6600 ve üstü) ihtiyaç duyuyor. Oyunda Dodge Challanger, Shelby GT500’den Porsche 911’e, BMW M3’e kadar 50’den fazla araç bizleri bekliyor.
Oyundaki amacımız 4 farklı kategoride (Grip, Speed, Drift, Drag), King olarak, Showdown King’i Ryo’yu alt etmek. Özellikle Speed yarışları gerçekten yüksek hızlarda hassas kontrol gerektirirken aynı zamanda da hız tutkunlarına hissiyatı sonuna kadar yaşattırıyor. Oyuna eklenen Wheelie Competition Drag’ları ise televizyonlarda gördüğümüz ön teker kaldırma yarışlarının heyecanını bizlere yaşatıyor. Fakat baştan söyleyelim Wheelie Competitionlar oyundaki en zorlu kısımlardan biri. Özellikle doğru aracı ve ayarları yapmadığınız sürece aracınıza uzun süreli bir ön kaldırma sağlayamıyorsunuz.
Sonuç olarak Need For Speed Pro Street, serinin devam oyunu olarak işi biraz daha profesyonelliğe götürmüş. Bize göre oyunun en büyük eksikliği pist yarışlarının bir süre sonra sıkıcı olmaya başlaması ve insanın ister istemez farklı bir şeyler arama isteği. Buna karşın yepyeni araçların yanında klasikleşmiş araçlardan oluşan zengin menüsü ve gerçeğe çok yakın oynanabilirliği ile yarış oyunları sevenlerin kaçırmayacağı bir oyun olarak karşımızda. Oyunu bir an önce satın alın ve pistlerin tozunu attırmaya hemen başlayın.
Eki
15
Need For Speed Carbon
Ekim 15, 2010 | Yorumlar Kapalı

Oyunu ilk açtığımızda karşımıza güzel bir video geliyor ve olaylar anlatılıyor. Daha sonra otomatik olarak, ısınmak için yapılan birkaç yarıştan oluşan ve bize yarışlarda yardım edecek adamların özelliklerini tanıtan bi tutorial bölümüne giriyoruz. Tutorial bölümünü bitirmeden save yapamıyoruz.
Oyundaki amacımız şehri yarışlar yaparak ele geçirmek. Yendiğimiz çetelerden adamlar alabiliyoruz. Çeteleri yendikçe yeni partlar ve arabalar açılıyor. Yarışa katılan çete üyeleri, yarışı kazanırsak skill point alıyolar ve level atlıyolar. Level atlayınca yaptıkları işlerde daha başarılı oluyolar.
Çetemizin Üyeleri:
Çetemizin üyeleri yarışta bize yardımcı oluyolar. Bunları çeşitleri:
1)Brawler:Bu tür üyeler yarışta iken başka araçlara çarpıp onları bi süreliğine yarış dışı bırakıyor.
2)Drafter:Bu tür üyeler yarışta iken aktifleştirildiğinde hızlanıyorlar, önümüze geçip bi fırtına akıntısı yapıyorlar. Biz de fırtınanın içinde kaldığımız sürece hızlanıyoruz.(Nitro etkisi yapıyo yani)
3)Assassin:Bu tür üyeler aktifleştirildiğinde hedef aldıkları herhangi bi yarışçının önüne geçip yere çivi atıyolar. Ve rakibin yaklaşık 5 saniye boyunca lastiğinin patlamasına neden oluyor. Lastikler patlamışken hiç yol alamıyorlar ve eğer bize çarparsa bizim de lastiklerimiz gidiyo.
Ana Menü:
1)Own the City
2)Quick Play
3)Multiplayer
4)My NFS
5)Ea Media Center
6)Ea Extras
1)Own the City:Tutoriali bitirip, çetemizin logosunu ve adını seçip, kendi ismimizi seçtikten sonra senaryo bölümüne başlıyoruz.
2)Quick Play:İstediğimiz gibi yarış ayarlayıp oynayabiliyoruz.
3)Multiplayer:Başkalarıyla burdan oynayabiliyoruz.
4)My NFS:Ayarları yapıp profilimizi gözden geçirebiliyoruz.
5)EA Media Center:Oyundaki şarkıları dinleyebiliyoruz.
6)EA Extras:Credits’in, ipuçlarını ve oyundaki yeniliklerin yer aldığı yer.
Oyunu 10 üzerinden değil artılar eksiler olarak değerlendireceğim.
Artılar:Güzel senaryo ve yenilikler çok iyi olmuş. NFS’ye başka bi tat getirmiş.
Eksiler:Grafikler daha güzel olabilirdi ama oynanılabilirlik bunu kapatıyo bence.
Araç Listesi:
Muscle
2006 Chevrolet Camaro Concept*
1970 Chevrolet Chevelle SS 454
2005 Chrysler 300C SRT-8
1971 Dodge Challenger
2008 Dodge Challenger
1969 Dodge Charger R/T
2006 Dodge Charger SRT-8
2006 Ford Mustang GT
1967 Ford Mustang Shelby GT500
2007 Ford Mustang Shelby GT500
1970 Plymouth Barracuda
1970 Plymouth Road Runner
2006 Pontiac GTO
2005 Vauxhall Monaro VXR
Tuner
2004 Infiniti G35
2004 Lexus IS300
2007 Mazda 3 Mazdaspeed
1999 Mazda RX-7
2003 Mazda RX-8
1999 Mitsubishi Eclipse GS-T
2006 Mitsubishi Eclipse GT
2006 Mitsubishi Lancer EVO IX MR Edition
2006 Nissan 350Z
1999 Nissan Skyline R34 GT-R
2005 Renault Clio V6
2006 Subaru Impreza WRX STi
1986 Toyota Corolla AE86/Sprinter Trueno
1992 Toyota MR2
1999 Toyota Supra
2006 Volkswagen Golf R32
Exotic
2006 Alfa Romeo Brera
2004 Aston Martin DB9
2007 Audi R8/LeMans Quattro
2003 BMW M3 GTR
2006 Chevrolet Corvette Z06
2006 Dodge Viper SRT-10
2005 Ford GT
2006 Lamborghini Gallardo
2004 Lamborghini Murciélago
2004 Lotus Elise 111R
2006 Lotus Europa S
2005 Mercedes-Benz CLK500
2005 Mercedes-Benz SL65 AMG
2004 Mercedes-Benz SLR McLaren
2006 Pagani Zonda S
2006 Porsche 911 GT3 RS
2006 Porsche 911 Turbo S
2004 Porsche Carrera GT
2006 Porsche Cayman S
Eki
15
NBA 2K11
Ekim 15, 2010 | Yorumlar Kapalı
Yapımcılar, 5 dakikalık “Lakers – Celtics maçı”ndan oluşan tanıtımlarında genel olarak üç şeyden bahsettiler: Oynanışa getirilen yenilikler (koşma şekli yani “dribbling” artık yeni bir yönteme sahip), sunumdan ve cilalamadan. Cilalama derken anladığınız üzere, oyundaki eksikleri giderme ve güzelleştirme üzerine çalışmalardan söz ediliyor. Sunum başlığı altında anlatılanlar ise, kamera açıları ve oyuna bakış şekillerimiz. Bunun yanı sıra artık oyuncuların sahaya otobüsleriyle gelişlerini, koridorda soyunma odalarına yürüyüşlerini kapsıyor. Ritim tutarak ve parmaklarını şaklatarak gelen Lebron, hiç de fena bir enstantane olmaz.
Oyundaki renklerden bir diğeri de 2K Games’in, TNT kanalında ve NBA’in canlı yayınlarında çalışmış yapımcılardan da kadrosuna katması. Bu da oyundaki “replay” sunumlarından çekim türlerine kadar ustalığın yansıması olarak bize geri dönüyor. Bire bir top kontrolünü sağlayan değişmiş ve gelişmiş seçenekler, yeni animasyon ve karakter tasarımlarıyla gelen gerçekçilik artık daha bir ön plana çıkıyor. Artık küçük adamlar olması gerektiği gibi, herkesin omuzları Hulk gibi değil. Hava kontrolü de artık dinamik oyun yapısına uygun olarak etkileşimli ve kontrollü.
Kontrolsüz güç, güç değildir.
Tahmin edeceğiniz üzere Michael Jordan sadece kapak mankeni olmaya gelmiyor. Her ne kadar E3’te açıklamamış olsalar da, MJ tek başına oyunu almak için yeter koşul olabilecek. NBA 2K11’de Jordan’ın birbirinden unutulmaz 10 farklı tarihi maçına tanıklık etmekten öte, o maçları kendi ellerimizle tekrar çizeceğiz. Her maçın amacı birbirinden farklı olurken, tarih tekerrürden ibaret hesabı, minimum olarak bir başarı çizgimiz olacak. Örneğin 98’deki (yaşı tutmayanların bile bilmesi gereken), Jordan’ın son anda topu kaparak 5 saniye kala attığı basket ile takımına kupayı ve Phil amcaya yüzüğünü kazandıran efsane Jazz – Chicago finalindeki amacımız; en az 45 sayı atmak, 4 top çalmak ve oyunu kazanmak olacak (diğer bir deyişle ve bilinen adıyla “Michael’ın son dansı”).
Yeni oyunda neler olsun? Neleri geliştirsinler?
“Futbol” gibi haksız rekabet sayılacak ölçüde popüler bir başlığın oyunları olan Fifa veya PES’i saymazsak, NBA serisinin son on senede diğer rakiplerine oranla ne kadar dominant olduğunu fark edememek imkânsız. Yine de bu demek değildir ki bu oyun kusursuz. Hâlâ birkaç küçük, az biraz da büyük denebilecek sorunlar mevcut. My Player (Kendi oyuncum) modu her ne kadar seriye büyük katkı sağladıysa da zımparalanmalı ve cilalanmalı. NBA 2K10 gibi güzel bir oyun için bile hala geliştirilecek bir şeyler vardır.
Mesela smaç basmak. O kadar rahat ki, bir oyunda 80 sayının 40’ı çok rahat potada sallanmalı sayılardan oluşabiliyor. D. Wilkins’in efsanevi hareketlerinden olan “Değirmen Smaç” hareketi bile şaka gibi artık. Günlük hayatta da takip edenler bilir ki, böyle smaçlar özel anlar yaratır ve kana pompalanan adrenalin gibidir. Ama aynı maçta 20 tane görünce de esprisi yok.
Diğer yandan offline olarak oynarken bile karşımıza çıkan FPS sorunu ve bunun yarattığı laglanma sorunu. İnsaf yahu, bilgisayar oyunculuğunun geldiği bu noktada böyle bir sorunu da çözebilirsiniz değil mi? 60 FPS sabit olması bu kadar zor olmasa gerek. Zaten çevrimiçi oynanırken, açıkları kullanılarak atılan sayılardan bahsetmiyorum bile.
Oynanış tarzında da değişikliğe gidilebilir. Bu tür oyunlar ne olursa olsun hardcore oyuncudan çok arada bir girip eğlenme amacıyla tek maç atıp çıkan oyuncuya sahiptir. Artık “göz koordinasyonu” gerektiren ve dikkate dayalı oyun yapısı birçok oyuncuya zor gelebilir. Eskiden iyiydi, sadece koşma pas şut gibi temel seçeneklere dayalı varyasyonlarla taktiksel olarak saldırı yapıyorduk. Şimdi ise istediğimizi yaptırmak için bazen animasyonlara takılıyor, ekstradan birkaç saniye kaybediyor veya sıkışıp kalabiliyoruz bile. Seçtiğiniz oyuncunun üzerinde tam kontrolünüzün olmaması hissi pek tatmin edici olmayabiliyor.
Bir de o seyirciler yahu. Nerden bakarsanız bakın size doğru bakan iki boyutlu “atış poligonu hedefi” kılıklı tiplerden baydık. Baydık ya. En azından sezon içi maçındaki aynı heyecanla play-off finali seyretmesinler. Veyahut arada bir seyircilere yakınlaştırılsın ve pankartlar, maymun gibi dans eden seyirciler görelim.
NBA All-Star hafta sonu adam gibi olsun, smaç yarışmasına yeni bir kaç ekleme gelsin de hep aynı hareketleri dönüp dolaşıp tekrarlamayalım. 3 sayı yarışması veya beceri yarışması bir şeye benzesin. Karakter yaratma biraz daha basitleştirilsin. Mesela, kendi forma tasarımımız veya kendi stadımız olsun. Olmaz mı? Bal gibi olur. Ee, hâlâ oyun gelişebilir miymiş? Kesinlikle. Peki, bunlar yapılırsa verilen emeğe değer ve oyun daha eğlenceli olur mu? Su götürmez.
MJ’in 86’daki Play-off maçında attığı 63 sayıdan sonra Larry Bird: “Tanrı, Michael Jordan olarak kılık değiştirmiş.”
Eki
15
WRC: FIA World Rally Championship
Ekim 15, 2010 | Yorumlar Kapalı
Resmi mekanlar, resmi rally arabaları ve resmi pilotlar – WRC FIA World Rally Championship’teki her şey oyuncuya en ateşli ve zorlu motor sporunun bir parçası olma deneyimini tam anlamda verebilmek için tasarlandı. WRC FIA World Rally Championship “Road to the WRC” adlı rakipsiz kariyer moduyla oyuncuların mutlak şampiyonluğu kazanmak için tozlu yollara çıkmasına olanak tanıyor. Gelişmiş araç ayarları, çarpıcı hasar efektleri ve bu sporun kahramanlarına karşı yarışma fırsatıyla dünyanın en yetenekli ve en korkusuz sürücülerinden biri olmaya en çok yaklaşacağınız ortamı sunuyor .Resmi mekanlar, resmi rally arabaları ve resmi pilotlar – WRC FIA World Rally Championship’teki her şey oyuncuya en ateşli ve zorlu motor sporunun bir parçası olma deneyimini tam anlamda verebilmek için tasarlandı. WRC FIA World Rally Championship “Road to the WRC” adlı rakipsiz kariyer moduyla oyuncuların mutlak şampiyonluğu kazanmak için tozlu yollara çıkmasına olanak tanıyor. Gelişmiş araç ayarları, çarpıcı hasar efektleri ve bu sporun kahramanlarına karşı yarışma fırsatıyla dünyanın en yetenekli ve en korkusuz sürücülerinden biri olmaya en çok yaklaşacağınız ortamı sunuyor .
Eki
15
Fifa 2005 hileleri
Ekim 15, 2010 | Yorumlar Kapalı
İlhan mansız hareketi
İlhan ın arkadan topukla kaldırma hareketi ise şöyle.
Öncelikle Topu E ile sürüyorsun top önünde boşta iken Shift e basılı tutun daha sonra yön tuşlarıyla ileri geri ileri geri yapın ama seri bi şekilde hareket bu şekilde yapılıyor.
Pc tuş kombinasyonları
C+D Fake shot atar. Z ye bastıktan sonra Shifte basıp adamın koşacağı yönü belirleyin sonra A ya basın adam o yöne doğru depar atıyor.
Kaleye doğru koşarken Sol+Sağ(Beraber)+Shift Topu ayağının üzerinde sektirip geriye önüne düşürüyor. Ayrıca tam top sekerken şut çekince mükemmel goller oluyor.
q+d aşırtma şut
q+s pasın hızını ayarlayabiliyorsunuz
q+a havadan arapası
q+w koşuyoluna pas
c+d fake şut (yani vuruyormuş gibi yapıp vurmama)
Z’ye basınca ardından A’ya basarsan havadan adamın ayağına top atmış olur. z+shift+yön+a ya basarsan oyuncuyu koşturur ve pas atar.
shift+c yapıp sağa sola çektiğinizde sağa gider gibi yapıp sola çekiyor buda demek oluyorki ronaldinho’nun o gözle göremediğimiz insanı maymun edecek hareketi
ve birde Penaltılar Rakip penaltı kullanırken hiçbir yere bakmıyorsun sadece ve sadece penaltıyı kullanacak olan rakibin kafasına bakıyorsun tam topa vurmadan önce eğer kafasını sola çeviriyorsa yani sola bakıyorsa sağa atacaktır sağa bakıyorsa sola atacaktır ikiside değilse ortaya bu kadar ve kaleciniz artık bir kahraman..
Eki
15
Fifa 2005
Ekim 15, 2010 | Yorumlar Kapalı
Futbol; hayatımızın bir parçası. Onunla yatıp onunla kalkıyor, fiilen oynamasak bile çenemizi meşgul ederek hep futboldan bahsediyoruz. Başarıların ardından gururla geziniyor, yenilgilerin ardından sanki kendi suçumuzmuş gibi boynumuzu büküp kaçıyoruz tanıdıklarımızdan. Bu denli sevilen, bu denli takip edilen bir sporun oyunlarının da en az kendisi kadar ilgi görmesi gayet doğal olsa gerek. Sadece içeriğinin futbol olması, alınıp oynanması için yeterli sebep olsa da yıllarca hep daha iyiyi vermeye çalışan ve bunu yaparken de mümkün olduğunca gerçekçiliği ön planda tutmaya çalışan yapımcılar, gelişen teknoloji ile birlikte daha iyi örnekleri sundular bizlere.
Hiç şüphe yok ki; FIFA serisi futbol oyunları tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Yıllarca bize futbolu sevdirmiş, her sene ilerleyen grafik teknolojisi ve başarılı animasyonları ile gönlümüzde taht kurmuştur. FIFAnın tarihine baktığımızda hep satış listelerinin en başlarında olduğunu, özellikle de 2000 yılından itibaren kulüp takımlarının formalarını birebir gerçek yapması ile fan sayısını iyiden iyiye arttırdığını görürüz. Ancak bu yükseliş gün gelir Pro Evolution Soccerın çıkması ile sekteye uğrar. Çünkü o güne kadar hiç bir FIFA oyuncusunun tatmadığı bir duyguyu vermektedir bu yeni oyun; gerçekçiliği…
Özellikle PES2nin çıkmasının ardından futbol oynamayı sevenler iki cepheye ayrılır. FIFAcılar ve PESçiler. Genel kanı FIFAcıların görselliğe ve gerçekçi takım kadrolarına ara sıra yapılan güzel hareketlere önem verdikleri, PESçilerin ise; saha içi gerçekçi futbolun yansıtılmasına önem verdikleridir. Tarihler 2003ü gösterdiğinde FIFA hiç olmadığı kadar kan kaybeder çünkü PES3 piyasaya çıkmıştır ve fan sayısını kat be kat arttırmıştır. Elbette FIFAnın satış rakamları küçümsenecek derecede değildir ancak büyük bir düşüş trendine girdiği de aşikârdır. FIFA yapımcılarının bu düşüşe dur demek için çalıştığı ve nihayet FIFA 2005 ile PClerimizde buluştuğumuz güne geldi sıra. Yıllardır vaat edilen gerçekçi oyun ve taktiksel becerinin oyuna yansıtılmasını FIFA 2005de bulabilecek miyiz bir bakalım.
FIFA görünüşe önem veren bir oyundur.
Electronic Artsın her sene çıkartmakta geç kalmadığı oyunların başında gelen FIFA, her sene mutlaka önemli bir yenilikle gelir, fanlarını ya sevince boğar ya da hayal kırıklığına uğratır. Bu sene FIFAnın en büyük yeniliği; Career Modu ve oyun içi paslaşmalarda önemli yer tutan topla buluşma anı. Career Modunu daha detaylı bir biçimde yazının ilerisinde açıklayacağız, öncelikle oyunu 2004ten ayıran, göze ilk çarpan detaylardan bahsedelim. Bu sene oynayacağımız FIFAnın geçen senekinden pek bir farkı olduğunu söylemek mümkün değil. Kontroller aynı, görsel zenginlik artsa da animasyonlar çoğalsa da genel yapı hep aynı. Geçen oyunu oynarken nasıl taktik belirliyorsanız nasıl gol atıyorsanız aynen devam edebilirsiniz. Kontroller açısından ise yapımcıların gocunduğu taraf olmadığı bir gerçek. Çünkü bu sene kontrollerde hiç bir değişiklik yapmadıkları gibi menülerde mouse klavye ikilisini kullanmanın zorluğunu aynen geçen sen olduğu gibi yine yaşayacaksınız.
Menüyü bir kenara bırakıp oyun içine dönelim. Topla buluşma anı meselesine gelince; bu sene FIFAnın saha içi oyunu etkileyecek en büyük kozu olan bu teknik sayesinde, oyuncunuza pas attığınız zaman topla buluşma anında estetik hareketler yapabiliyor, rakibimizden tek hamlede sıyrılıp alan boşaltabiliyoruz. Pası alan oyuncu kimi zaman topu kendinin ve rakibinin üzerinden atıp arkasını dönerek feyk atmış oluyor kimi zaman ise topu sağ tarafa yollayıp kendisi ise sol taraftan dolanarak rakibinin halk arasında belini kırdı diye tabir edilen hali almasına sebep oluyor. Shift tuşuna basılı tutarak yapabileceğimiz bu hareket çok güzel bir yenilik olsa da, fazla kullanışlı olmadığı da bir gerçek. Çünkü FIFAnın en büyük eksisi olarak gördüğüm; istediğiniz adama tek tuşta pas verebilme ya da ara pas atabilme imkânı halen devam ediyor. Topu kontroldeki fazla kolaylık halen sürmekte. Demek istediğim bir oyuncuya top çarptı mı mıknatısla yapışmış gibi önüne düşüyor. Kısacası grafiksel yenilik dışında oynanışta kayda değer bir yenilik yok. Dolayısıyla FIFAyı yıllarca oynamış olan oyuncular için daha ilk maçını farklı bir şekilde kazanması işten bile değil. Çünkü farklı hiç bir şey olmadığı gibi daha sert ya da daha akıllıca defans yapan bir yapay zekâ da çıkmıyor karşınıza.
FIFAnın iki farklı yüzü
Yıllardır FIFAyı bilgisayarında oynamış olanların artık gözü kapalı kontrol edebilecek seviyeye gelmiş olmalarına rağmen oyunu game pad ile oynamaları halinde sanki başka bir oyun oynuyormuş gibi rahat kontrollere kavuşacakları bir gerçek. Şahsen önce konsolda oynamış biri olarak bilgisayar başında oynamaya başladığımda afalladığımı ve gol yeme rekoru kırmak üzere iken quit yaptığımız söyleyebilirim. Elbette kısa süreli bocalamamın ardından yeniden başarılı oyuna kavuştuğum ama klavye ile oynarken hiçbir zaman game-pad ile yakalayacağınız rahatlığa ulaşmanız mümkün değil. Özellikle yapılan estetik hareketleri klavye ile uygulamak çok yorucu.
Her sene yenilenmesi şart olan ve ne yalan söyleyeyim FIFA çalışanlarının çok iyi altından kalktığı gerçekçi forma ve stat tasarımları yine üst düzeyde. Hatta oyunun gerçekçiliğini inanılmaz derecede yükseltir tarzda. Futbolcuların suratları her sene olduğu gibi yine gayet gerçekçi ancak bu sefer üzerinde daha fazla durulduğu da gözden kaçmıyor. Faullerin ardından çıkan mini tartışmalar ve itişmelerin sayısı epey arttırılmış durumda. Hakeme itirazlar ve faullerin ardından çıkan kavgalar oyuna görsel seyir açısından büyük artı kazandırıyor.
Career Modu ve getirdikleri
Bu sene FIFAyı almak için gerçekten iyi bir sebep var aslında o da; menajerlik modu. Buraya kadar anlatılanları FIFAya olan tutumunuzu bir kenara atıp oyunu aldıracak yegâne unsur olarak göreceğimiz Career Mode, oyuna hiç olmadığı kadar farklı bir hava katmış. Tipik bir menajerlik oyunu olarak göreceğimiz Career modunu seçtiğimizde ortalamanın altında bir takım alıp, başarılı seviyelere getirmeye daha büyük takımların başına geçebilmek için parlak bir kariyer yapmaya gayret gösteriyoruz.
Menajerlik sisteminin çalışma mantığı ise gayet basit. Maçları kazandıkça puanımız artıyor. Bu puanları oyuncularımızın gelişiminde ya da daha iyi oyuncuların transferinde kullanıp başarılı olmaya çalışıyoruz. Menajerlik modunda basit ama içeriği bol olan ara birim ile kolayca her seçeneğe ulaşıyoruz. Takımlar arası iletişimi mail aracılığı ile yapıyor, çok detaylara inmeden oyuncularımızın hem teknik hem de fiziksel olarak gelişimlerini sağlamak için yardımcı antrenörlerimizi kullanıyoruz.
Career Modunun tek kötü yanı oyunlara dilediğiniz gibi müdahale edebilmeniz. Normalde oyunları yapay zekânın kendi kendine oynamasını seçerseniz eski menajerlik oyunların olduğu gibi akan zaman çizgisi üzerinde kimin atak yaptığını ve pozisyonları kısaca anlatan yazıları okuyor. Maçın genel gidişatını anlamaya çalışıyoruz. Ancak maçları kendimiz oynamak istersek o zaman iş değişiyor. Çünkü oyuna yabancı dahi olsanız yapacağınız bir iki maçtan sonra her önünüze geleni gol yağmuruna tutacağınızdan, takımınıza verdiğiniz taktiğin ne denli doğru olduğunu anlamanız mümkün değil. Hatta bazılarının yaptığı gibi karşı takımı seçip kendi kalesine gol atanların yılın menajeri olacakları da aşikâr.
FIFAdır, ne yapsa yeridir
Grafiklerin gelişiminden ve animasyonların daha gerçekçi duruşundan az çok bahsetmiştik. Zaten FIFAnın görsel yönden pek bir eksiği olduğunu söylemek mümkün değil. Sadece ağların çok mantıksız hareket ettiğini söyleyebiliriz. FIFA 2005in en garip yanlarından biri de popüler olma yolunda hiç sıkılmadan ilerlemesi. Ne demek istiyorum? Oyunun müzikleri tam MTV tarzında. Kimileri beğenebilir ama bize fazlasıyla popüler ve oyunla alakasız geldi. Seslere de değinmek gerekirse Andy amcamız yine her zaman olduğu gibi maç anlatımında gevezeliğin üst sınırlarında. Spikerin sessini en kısığa alıp oynayınca insan yeniden doğmuş gibi oluyor.
Madem PC oyunu inceliyoruz sistem gereksinimlerine değinmeden olmaz. Bir kere üst düzey sisteme sahip değilseniz FIFAnın sunacağı grafiksel pek çok öğeden mahrum kalacaksınız demektir. Standart olarak 1 GHz üzerindeki işlemcinin ve en azından 32 MBlık ekran kartının yeteceği oyunda, DirectX9.0ın nimetlerinden faydalanmak için 128 MBlık ekran kartına 512 MB sistem Ramine ihtiyaç duyulacağı bir gerçek. Elbette daha düşük sistemlerde oyunun çalışması mümkün ama sadece grafikleri ile ön plana çıkan bir oyunu düşük grafik modunda oynamak pek akıllıca olmayacaktır.
Multiplayer desteği açısından epey seçenek sunan oyunu ister internet üzerinde dünya çapınca oyuncularla isterseniz ise LAN ile yakın mesafedeki diğer bilgisayarlarla oynayabilirsiniz. İnanın yapay zekâ yerine gerçek oyuncularla oynamak müthiş keyif veriyor. Son olarak şunu söylemek istiyorum; ben FIFAyı oynayıp, ardından yazmaya başladığımda ofisteki diğer arkadaşlar arkamda PES4 oynuyorlardı. Ara sıra onlara dönüp baktığımda bir şeyi çok iyi anladım; bazı insanlar gerçekten çok şanslı oluyorlar
Eki
14
Formula 1
Ekim 14, 2010 | Yorumlar Kapalı
En son 2009 yılında, sadece PSP ve Nintendo Wii platformları için hazırlanan ve son 8 yıldır PC’ye üvey evlat muamelesi yapan Formula 1, sonunda Codemasters tarafından tekrar geliştiriliyor. Multi platform olarak hazırlanan Formula 1′in resmi oyunu, Eylül ayında piyasalarda olacak.
2010 yılı Formula 1 sezonunda yer alan yarış takviminin, takımların ve sürücülerin hepsi tam kadro F1 2010’da yer alacak. Codemasters, F1 2010′da yarış keyfini en üst noktaya taşıyacak 4 nokta üzerinde duruyor…
Handling (Araç Kontrolü)
Codemasters, F1 araçları için tamamen simülasyon tabanlı bir kontrol sistemiyle karşımıza çıkacak. Oyunda araçların kontrolleri oluşturulurken, eski F1 Test Pilotu Antony Davidson’ın da danışmanlığına başvurulmuş. Oyunda yüksek hızlarda üzerimizde G kuvvetinin baskısı artacak ve aracı kontrol etmemiz zorlaşacak. Tamamıyla gerçeklik hissi üzerine odaklanan bir yarış sistemiyle karşılaşacağız yani. Ayrıca bir çok oyunda eksikliğini hisettiğimiz hız hissi de F1 2010′da kendine hakkıyla yer bulacak.
Weather ( Hava Olayları)
Oyunun en gerçekçi ve sizi en çok atmosferin içine sokacak özelliklerinden biri de “dinamik hava sistemi”. F1 2010′da yaşayan bir çevreyle karşılaşıyoruz. Örneğin; yarış sırasında herhangi bir yağmur belirtisi yok, ancak siyah bulutlar birden etrafınızı sarıyor. Bizler de takım stratejimizi belirleyip hangi turda pit-stop yapacağımıza ve yağmur lastiklerimizi takacağımıza karar veriyoruz. Belirlediğimiz stratejiler bizi ya son sıralara taşıyor ya da ön sıralarda yer bulmamız konusunda avantaj sağlıyor. Ayrıca F1 2010′da gece yarışlarının yer alacağını da yeri gelmişken belirtelim.
Tracks&Cars (Pistler ve Araçlar)
F1 2010′un Formula 1′in resmi oyunu olması sebebiyle F1′e dair her şey, oyunda karşımıza çıkacak. Takımlar, araçlar, pistler, sürücüler ve daha aklınıza ne gelirse. F1 2010′da Codemasters’ın daha önce Race Driver GRID ve Colin McRae DIRT 2′de kullandığı Neon Grafik motoru kullanılmış. Dolayısıyla F1 2010 sizlere çok güçlü bir hasar modellemesinin yanında tüm araçların en ince detayına kadar yapılmış araç modellemelerini de vadediyor. Ayrıca Michael Schumacher, Lewis Hamilton, Fernando Alonso gibi F1′in yıldız isimlerini de oyunda kontrol etme şansına sahip olacağız. Son olarak yarış takviminde yer alan 19 pistin hepsi F1 2010′da yer alıyor. Bu da demek oluyor ki Spa, Monaco, Monte Carlo gibi yarış parkurlarında F1 araçlarımızı kullanma şansına erişeceğiz.
Live the Life ( F1 Hayayını Yaşayın)
Denklemin bütün elemanlarını yerine koyacak olursak, simülasyon tabanlı bir kontrol sistemi, dinamik hava olayları, Neon grafik motorunun nimetleri ve F1′e dair aklınıza gelen her şey… Codemasters bizlere bir F1 yarışcısının sanal da olsa hayatını yaşama fırsatını vereceğini iddia ediyor. Yarış içinde meydana gelecek ani bir kazada kendinizi pistin dışında bulabilir ya da aldığınız meteoroloji istihbaratıyla yarışa bir adım önde başlayabilirsiniz. Oyunda yer alan uzun kariyer modunun yanında çoklu oyuncu modunda da yarış dinamiklerini kendimiz belirleyip, arkadaşlarımıza veya dünya üzerindeki herhangi bir rakibe karşı yeteneklerimizi test edebileceğiz.
Eki
14
Fifa 07
Ekim 14, 2010 | Yorumlar Kapalı
2006 Dünya Kupası’nın bitimiyle birlikte dünya futbolunun yıldızları, hayal kırıklığı veya mutlulukla kulüplerinin lig ve kupa yarışına geri dönüyorlar. Fifa 2007 ile Yeni sezon başlıyor!
Fifa 07′de Yeni akıllı yapay zeka ile 11 oyuncu da sahada gerçekçi hareketler yapıyor. Gerçekçi karar veriyor, boş alana kaçıyor, akıllıca paslar atıyorlar. Yeni oyun sisteminde maçları kazanabilmek için gerçek liglerden taktikler kullanmalı, takımla ilgili kararlarınızda daha hassas olmalı ve oyuncunun gözüyle düşünebilmelisiniz.
Geliştirilen menajer modu. Futbolcu istatistikleri ve ücretleri gerçeğe göre ayarlanmış durumda. Artık menajer kararları oyuncuların performans ve memnuniyeti üzerinde daha da etkili. Akıllı yapay zeka kararları sayesinde zorlu rakip menajerlerle karşılaşacaksınız.
Futbol coşkusu. Tribünler takımın performansına göre tepki veriyor. Goller ve topa kapmalar taraftarı ateşlerken, başarısız pozisyonlar tribünlerde uğultulara neden oluyor.
İnteraktif ligler. Oyunun İngiltere’nin Premier League’i, Almanya’nın Bundesliga’sı, Fransa’nın Ligue 1′ü, Meksika’nın La Primera División’unu destekleyen Interactive Leagues moduyla takımınızın bu sezonki kaderini çizmek sizin elinizde. Maçlarınızı gerçek lig fikstürlerine göre yapın. Rakiplerinize karşı yapacağınız lig maçlarının sonuçları, diğer tüm oyuncuların aldığı sonuçlarla toplanıyor ve takımınızın online katılımlı, gerçek fikstürlü ligdeki yerini belirliyor.
Tek puan tablosu. Birlikte kazanırsınız ya da birlikte kaybedersiniz! Kazandığınız her Interactive Leagues maçı, takımınıza o maç için eklenecek olan bir “oy” olarak sayılıyor. Fikstürdeki maç penceresi kapanınca en çok oyu toplamış olan takım galip geliyor ve puan tablosunda üç puanı alıyor. Oyuncuların gösterdiği gayret, takımların o sezonki kaderini belirliyor.
Yıldızlar hazır. Ronaldinho, Rooney, Toni… Moraller yüksek; yeni sezon yaklaşıyor!
Farklı bir FIFA
Klasik EA Sports yazısından sonra oyundaki ligleri görüyoruz. Ligler içinde dikkatimizi çeken Turkcell Süper Ligi’nin logosunu oluyor. Sonra Electronic Arts’ın FIFA 07 açılış videosunu izliyoruz, gerçekten etkileyici bir şekilde hazırlanmış. Oyundan görüntülerle süslenmiş videoda, futbolcuların topla yaptığı hareketlerini görmek mevcut. Videodan sonra değişmiş bir menü karşımıza çıkıyor. Yeniliklerin ve birkaç modun eklendiği menüdeki seçeneklere bir bakalım.
İlk sırada Kick-Off seçeneği bulunuyor. Burada hemen takımımızı seçip maça başlayabiliyoruz. Sonra FIFA’da bir devrim niteliği taşıyan Interactive Leagues karşımıza çıkıyor.
Game Modes seçeneğinde çeşitli modlar bulunuyor. Bunlardan kısaca bahsedersek;
Manager Mode-Kariyer mod da diyebiliriz. Bir kulüpte menejerlik hayatımıza başlayıp, takımlarımızı ve kendi seviyemizi yükseltmeye çalışıyoruz.Tournament Mode-çeşitli turnuvalara katılıyoruz.Create Tournament- bu seçenekte de kendi turnuvamızı yaratıyoruz. FIFA 07 Challenges oyunda aldığınız puanlarınız ile bu bölümde kapalı olan kıtaların ligleri ve kupaları açılıyor ve bizde oralarda mücadele ediyoruz. Practice Mode- antreman yapıyoruz.Play Online-bir arkadaşımızla oyunu internet üzerinden oynayabiliyoruz. Play Online’da seçeneği ile dünya üzerinden oyuncularla kapışmak istiyorsak, yükleme esnasında bize sorulan soruya evet dememiz ve istenen dosyaları kurmamız gerekli.Multiplayer -LAN üzerinden oyunu oynayabiliyoruz.
Team Managemet’de çeşitli ayarlar yapmak mümkün. Bölümün seçenekleri; Create Club (kulüp yaratma),Create Player (oyuncu yaratma),Edit Player(oyuncu düzenleme),My Squads(takımların özelliklerini düzenleme),Kick Takers(duran toplara vuracak oyuncuları seçme),Club Transfers(transfer yapabilme),International Selections(Dünya Kulüplerin de oyuncu seçmeleri),Edit Kit Number(forma numarası düzenleme),Reset My Squads(düzenlediğin takımının özelliklerinin eski haline dönmesi.)
FIFA serilerinin klasiği My FIFA 07, içinde; Game Settings(oyun ayarları), Controls( kontrolleri ayarlama), Profile Manager(yarattığınız menajer profili,FIFA 07 Playlist( oyunun müziklerini seçebilme),Fan Shop(aldığınız çeşitli bonus ve puanlarla eşyalar (top, forma vs. ) satın alabilme),Tactics Help(taktikler konusunda yardım),Tips & Hints (oyundaki hareketlerin nasıl yapılacağının resimlerle anlatılması). Son seçenek ise EA Sports Extras. Bu bölümde çeşitli videolar ve yapımcıların isimleri yayınlanıyor.
Turkcell Süper Ligi! Hiç Bitmesin!
Bu seneki FIFA’da bizler için farklı bir durum söz konusu. Bundan 7 yıl önce FIFA 2000′de Türkiye ligi bulunuyordu. O zamandan sonra FIFA’lara Türkiye ligi konmadı. Ama FIFA 07′de bu durum değişti ve Turkcell Süper Ligi eklendi. Bu bizim için çok sevindirici bir haberdi. Turkcell Süper Ligi’ni incelediğimizde her şeyin orijinal olarak oyuna aktarıldığını görüyoruz. Takım isimleri, logoları, oyuncu isimleri, formalar ve daha bir sürü materyal oyuna doğru bir biçimde aktarılmış. Hatta Türk vatandaşlığına geçen Aurelio ve Nobre’nin Mehmet Aurelio ve Mert Nobre olarak değiştiğini bile görüyoruz.
Gerek Turkcell Süper Ligi’nde olsun gerekse diğer liglerde ki transferler güncellenmiş. Ama bazı takımların son yaptığı transferleri oyuna eklenmemiş. Ama EA Sports Club Transfers seçeneğini koyarak transferleri bizim yapmamıza olanak sağlamış.
Eki
14
Fifa Manager 2008
Ekim 14, 2010 | Yorumlar Kapalı
Bilindik menajerlik modunu üç boyutlu oyun moduyla birleştirmeyi kendisine amaç edinen FIFA Manager 08 eklenen yeni özelliklerle futbol fanatiklerine mükemmel bir oyun sunmakta.
Çoğu takımın isim ve logo hakkını alması ayrıca oyuncu fotoğraflarının varlığı oyuna görsellik açısından çok büyük katkı sağlamakta. Antrenmanlara oldukça önem verilmiş, ufak bir oynama takımın veya oyuncunun performansını doğrudan etkiliyor. Futbolcularınızla yaptığınız en ufak konuşma bile hemen etkisini gösteriyor. Transfer bölümü de derinleştirilmiş, kulüpler ve oyuncularla sıkı bir biçimde pazarlık edebiliyorsunuz. Gözlemcilik ise oyun içinde oyun durumunda, yabancı oyuncuların özellikleri gözlemci göndermediğiniz sürece açılmıyor. Ayrıca menajer olarak dış görünüşünüzü ayarlamanız da mevcut. Özel hayatınız da oyunun içine girmekte. Ülkenin dilini öğrenmek koltuğunuzu sağlama almanıza yardımcı olmakta.
Eğer menajerlik oyunlarının gereksiz ve sıkıcı olduğuna körü körüne inananlardan değilseniz FIFA Manager 08 size hitap edebilecek ender oyunlardan biri. Elinizi verdiğinizde kolunuzu alamayacaksınız.
Eki
14
Pro Evolution Soccer 2010
Ekim 14, 2010 | Yorumlar Kapalı
Pro Evolution Soccer 2010′un görüntülerine baktığınız zaman belki pek bir fark göremeyeceksiniz. Oyunun grafiksel olarak gelişme kaydettiğini farkedemeyebilirsiniz ama resimlerden ve videolardan belli olmayan başka birşey daha var: Oynanış. Bu yazıda anlatacaklarımız Pro Evolution Soccer serisinin oynanışının nasıl değişim gösterdiği ile ilgili.
Kısaca Pes 2010 adıyla bilinen PES serisinin yeni oyunu oynanış olarak birçok değişiklik içeriyor. Tek cümle ile özetlemek gerekirse oyunun daha gerçekçi olduğunu, az da olsa Fifa’ya benzediğini ve bu nedenlerden dolayı bireysel oyunun yerini Pes 2010′da takım oyununa bıraktığını söyleyebiliriz.
Gamescom’da Almanya, Fransa, Barcelona ve Liverpool takımları arasından birini seçip, 5′er dakikalık devrelerden oluşan yaklaşık 6-7 maç oynama şansına sahip olduk. Bu süre içerisinde gözümüze çarpan en önemli değişikliklerden biri oyunun daha yavaş oynanması. Hem top, hem de oyuncular gerçeğe daha uygun olarak yavaşlamış durumda. Özellikle eski oyunlarda bazılarının hoşuna giden ama birçoğunu deli eden bir oyuncuyla orta sahadan alıp, 4-5 kişiyi çalımlayıp gol atma olayı Pes 2010′da imkansız olmuş. Birçok yetenekli oyuncu ile 2 çalımdan fazla yapan oyunda rastlamadım, bunun en önemli nedeni oyuncuların hızlarının mantıklı seviyelere gelmesi ve slalom yaparken oyuncuların çok daha ağır yön değiştirmesi.
Ayrıca daha önceki oyunlarda tarafımdan da suistimal edilen şut feyki kullanımı Pes 2010′da minimuma inecek gibi. Daha doğrusu inmek zorunda yoksa sürekli top kaybetmeye başlıyorsunuz. Oyuncular şut feykini çok daha uzun sürede yapabilirken, topu ayaklarında açıp, kaptırma durumu birçok kere yaşanabiliyor. Pes 2009′da stoperlerle bile 1 saniyede başarıyla gerçekleştirilen bu işlem Ribery gibi teknik oyuncularla bile Pes 2010′da 2 saniyeyi buluyor ve Pes 2009′da olduğu gibi şut feykinden sonra top oyuncunun kontrolü altında kalmıyor. Bilenler bilir, Pes 2009′da şut feykini dilediğiniz kadar suistimal edip rakibin üstüne gitmediğiniz müddetçe sağa ve sola topu açabiliyordunuz. Pes 2010′da ise şut feykini kale önünde çok gerekli olmadığı durumlar haricinde kullanmanız topu direk kaybetmenize yol açıyor. Mantık çerçevesinden bakarsak bu olay oyunu gerçeğe yaklaştırmak adına güzel olmuş. Sadece şut feyki değil slalom yaparak çalım atma olayını dünyada kaç oyuncunun yapabildiğini düşünürsek eğer Pes 2010′da yapılan bu değişikliğin olumlu olduğunu anlarız. Gerçek futbolda anca Messi, C.Ronaldo, Kaka gibi oyuncuların bir maçta üst üste 3 adam geçebildiğini farzedersek, Pes’te de bu durumun düzeltilmesi hoş olmuş.
Bunun dışında paslar dahil olmak üzere bütün animasyonlar gerçeğe yaklaştırılmış. Oyuncu topu ayağından çok daha ağır çıkartırken, eski oyunlardaki gibi adeta tilt oynar gibi 5 saniyede karşı kaleye gelemiyorsunuz. Bu gelişmeler sonrasında oyunda savunmanın hücuma göre avantajlı olduğunu söyleyebiliriz. Pes 2010′da çok daha az gol olacak gibi.
Hava toplarındaki değişiklik de gözümüze çarpan bir başka değişiklik. Pes 2009′da kanattan gelen herhangi bir ortada topun yakınında olan oyuncumuzla kafa vurmaya çalışırsak, top 1-2 metre yanımıza düşüyorsa oyuncu otomatik olarak kafasını uzatıp hamlesini yapabiliyordu. Pes 2010′da ise top havada iken hamle yapmak istediğiniz oyuncuyu topun tam olduğu yere getirmek zorundasınız, hiçbir şekilde otomatik olarak oraya uzatmıyor herhangi bir uvzunu. Tabi ki uçarak kafa vurmaya basarsanız, 2 metre önündeki topa uçuyor ama kafasının 2 metre üstüne gelen topa vurmak için adamı oraya getirmelisiniz. Bu durumda hava toplarının kontrol etmek çok daha zorlaşıyor ve sanıyorum ki kanatlardan gelen ortalarla gol atmak daha zor olacak.
Bunun dışında oyunda sadece 2-3 kere frikik atma şansımız oldu ve pek frikik golü atmayan biri olarak Gourcuff ile 29 metreden bir gol attım. Frikiklerin daha mı kolay daha mı zor olduğu konusunda ise birşey söyleyemeyeceğim.
Pes 2009′da en çok baş ağrısı yaratan konulardan biri de yapay zeka kontrolündeki savunma oyuncularının kafasına göre rakibe kayması ve penaltıya sebep vermesiydi. Özellikle şut feykine sazan gibi atlayan yapay zekayı Pes 2010′da göremeyeceğiz. Sanıyorum ki bu konuda şikayet gelmiş olacak ki kendi takımınızda yapay zeka kontrolünde olan oyuncular kafalarına göre kayarak müdahele yapmıyorlar Pes 2010′da.
Pes 2010′u kısa süreli oynama şansı elde ettiğimizden dolayı oyun hakkında görüş bildirirken söylediklerimizi % 100 doğru olarak kabul etmemenizi tavsiye ederiz. Yani bu yazıda kendi izlenimlerimizi yazdık, siz oyunu oynarken çok daha farklı şeyler farkedebilirsiniz. Oyun zaten % 80 oranında hazırdı, tamamlandığı zaman birkaç nokta farklı olabilir. Bir de merak edenler olacaktır, yaptığımız maçlarda hem yapay zekaya karşı hem de başka oyunculara karşı oynama fırsatımız oldu, her ikisini de denedik.
Son söz olarak Pes 2010 oynanış olarak oldukça değişmiş olarak raflarda yerini alacak. Grafiksel olarak da gözle görülür değişiklikler barındıran Pes 2010′da lisans olarak da geliştirmelerin olması sevindirici. Pes 2009′da alınan Şampiyonlar liginin lisansından sonra Uefa Avrupa Liginin de resmi lisansını satın almış Konami. Ayrıca Gamescom’daki demoda maçı oynadığımız stadyum Anfield idi. Buradan Liverpool’un sahasının da resmi olarak oyuna katıldığını görmüş olduk. Kısaca daha gerçekçi, daha farklı bir Pes 2010′a hazır olun. Yapımcıların söylediği değişim hikayeden ibaret değil, gerçekmiş.
Eki
14
Modern Hayatın Prefabrik Evleri
Ekim 14, 2010 | Yorumlar Kapalı
Modern Hayatın Prefabrik Evleri
Bizler prefabrik kelimesiyle ilk defa 1999 depremi zamanında tanıştık. Daha önceleri duyduysak bile ilgimizi çeken bir kelime olmamıştır. Deprem zamanın da yıkılan evlerin yerine prefabrik evlerin çabuk ve seri bir biçim de yapılması bu evlere olan ilgiyi artırmıştır. prefabrik firmaları demek, duvar, kapı, pencere ve diğer elemanları fabrikasyon olarak üretilen ve konutun yapılacağı beton üzerine monte edilen konutlardır. Prefabrik evler deprem bölgesi olan yerlerde tercih edilmesi gereken evlerdir.
Bu evler sayesin de hem can kaybı azalır hem de insanlar güven ve huzur içinde oturabilirler. Sadece deprem bölgeleri için değil, prefabrik evler geleceğimizin de evleri olacaktır. İnsanlar betonarme evler yerine daha az yer kaplayan doğaya daha az zarar veren evler tercih edeceklerdir. Prefabrik firmalar da bunları göz önünde bulundurarak konforu çok olan insana huzur veren prefabrikler üretmektedir.
Şantiyelerin en çok tercih ettiği diğer pratik yapılar ise konteynırlardır. Kurulum montaj gibi işlemleri olmadığı için, daha çok ofis, büro, wc, duş, yemekhane ve yatakhane gibi durumlarda kullanılır. Taşına bilir olması da en büyük özelliğidir.
konteyner, kullanılan malzemeye ve yapılan ön üretim kalitesine göre değişiklikler göstermektedir. Prefabrik firmalar cebimize göre tercihlerde buluna bileceğimiz betonarmeden daha ucuz kaliteli prefabrikler üretmektedirler.
Eki
13
FIFA 11
Ekim 13, 2010 | Yorumlar Kapalı
Son yıllarda konsollara daha fazla ağırlık veren EA, özellikle forumlardan gelen tepkiler nedeniyle artık PC’de de bir şeyler yapmak zorundaydı… Rakibi PES PC’deki bütün futbolseverleri tarafına çekmiş, rahat ve temkinli adımlarla ilerlemekteydi. Ta ki “FIFA 11” duyurulana kadar…
Çoğu oyuncu, FIFA için artık tek şansın yeni nesile geçmek olduğunu biliyordu. PES çok iyi grafiklerle ve zevkli bir oynanışla gelmiş, deyim yerindeyse FIFA’nın tozunu attırmıştı. Birkaç ay önce FIFA’nın PC’de yeni nesil grafiklere geçtiği resmen duyuruldu. Bu futbol oyunları dünyasında yeni bir rekabetti. Yıllardır geride kalan FIFA, yeni nesilde PC’deki rekabeti iyiden iyiye kızıştırdı. Peki bu hep özlemini çektiğimiz yeni nesil FIFA PC’de neler yapabilecek?
Öncelikle oyunun ana yapısından bahsetmek istiyorum. Oyun konsollarda mevcut olan FIFA 10 ve FIFA 10 World Cup özellikleri harmanlanarak yapılıyor. Yani grafik olarak, oynanış olarak tamamen bir yeni nesil oyunla karşı karşıyayız. İki oyundan da iyi özellikler alınmış ve güzel bir karışım olmuş. Burada oyuncuların aklına gelen soru neden FIFA 11’den direkt olarak port edilmediğidir. Oyunun PC’ye aktarımı tam olarak iki yıl sürmüş, dolayısıyla bu süreçte yalnızca FIFA 10 sistemini port etmişler. Gelecek senelerde oyundan çok daha büyük beklentilerimiz olabilir. Ancak bu tabii ki kötü bir oyunla karşılaşacağımız anlamına gelmiyor, aksine yüzlerce ödüle layık görülmüş, Guiness rekorlar kitabına girmiş bir oyun bilgisayarlarımıza geliyor.
Ian Jarvis bir röportajında, “konsollar her zaman bir adım önde” lafını kullanmıştı, zira bunun ne anlama geldiği sonradan anladık. Yeni nesil konsollarda “devrimsel” olarak nitelendirilen Personality+ sistemi ne yazık ki PC’de mevcut değil. Bu sistemden kısaca bahsetmek gerekirse iyi ya da kötü oyuncunun ayrılmasını sağlayan bir sistem diyebiliriz. Kötü oyuncular kötü şutlar atar, kötü paslar verir, aksine iyi oyuncular daha iyi oynar, daha iyi vuruşlar yapar. İşte personality+ bu ayrımı tam olarak yapan bir sistem. Bunun dışında Pro Passing sisteminin gelip gelmeyeceği pek belli değil. Bu sistem ise oyuncuların tam olarak istediği yere pas atmasını sağlıyor. Ancak görünüşe göre o da konsollara özel bir özellik olarak kalacak.
360 sistemi bu sene oyuna tam olarak entegre edilmiş. Bu sayede oyuncuları istediğimiz gibi yönlendirebilicek ve sadece 8 yöne gitmek yerine, 360 derece istediğimiz yere gidebileceğiz. Ayrıca oyuna entegre edilen yeni fizik sistemi sayesinde çok daha iyi ikili mücadelelere şahit olabileceğiz.
Modlar tam olarak açıklanmasa da, arena modunun ekleneceği biliniyor. Bu modu bilmeyenler için şöyle açıklayabiliriz: Bir oyuncu ve kaleci sahanın bir yarısında bulunuyor ve siz oyuncuyu yönlendirerek istediğiniz gibi hareketler yapabiliyor, yeni hamleler deniyorsunuz. Yani kısacası oldukça eğlenceli bir mod. Diğer bir yandan oyunda menajerlik modu olacak, ancak bunun hakkında da pek bir bilgi elde etmiş değiliz. Bir de tabii ki virtual pro moduna sahibiz. Bu modda da yeni bir özellik eklenmiş, bu özellik sayesinde kendi fotoğrafımızı çekip oyuna aktarabiliyoruz, daha sonra özelliklerimizi geliştirirek dünya starı olma yolunda ilerliyoruz.
Lisanslar olduğu yerde duruyor. 30′un üzerinde lig, 500 takım ve 15.000 oyuncu lisanslı şekilde oyundaki yerlerini almış.
Oyunun çoklu oyuncu modları aynen yerinde duruyor. Bunun haricinde yeni bir mod gelmiş ki, LAN oyuncularının oldukça sevineceğine eminiz. LAN Play adındaki bu mod sayesinde EA serverlarına bağlanmadan, kendi aranızda turnuvalar oluşturabilir veya ligler kurabilirsiniz. Ayrıca sesli chat sistemide oyuna entegre edilmiş, bunun sayesinde diğer oyuncularla sesli olarak iletişime geçebiliyorsunuz. Konsollarda mevcut olan 10’a 10 oyun sisteminin PC de olup olmayacağı ise henüz belli değil.
Eki
13
SBK 10: Superbike World Championship
Ekim 13, 2010 | Yorumlar Kapalı
With Moto GP failing to wow the world of Superbike racing this year, Tradewest and Black Bean have a real opportunity to pull into first place with SBK X World Superbike Championship.
In an interview with CVG, Milestone Studios Game Director Michele Celetti talks about how the fourth SBK will grab a wider audience by offering the finely tuned racing experience that hardcore fans are used to as well as no-nonesense, pick up and play thrills for newcomers to the sport.
You’ve said that SBK X has been your end goal for along time, that you’ve been working towards this game for the past four years.
We started working on the new SBK license in 2007 so it’s the fourth game instalment but it’s the biggest leap of the series. We always have many ideas ready for the next edition.
If you have to put out a complete game, finished, tweaked every year, you can’t put in everything you’re thinking about every year. So you start planning with a broader cycle and SBK X is the most complete result we have achieved up to now.
Moto GP has to be considered your biggest competitor and the reviews were perhaps a little disappointing for that game this year. Is beating Moto GP always in the back of your mind? How do you think you can capitalise this year? What will put SBK X ahead of Moto GP.
Of course we wanted to make a better game this year. We have two worlds in one game, with the arcade and full simulation mode of SBK X.
They are very different modes with different physics and different experiences. We also have all of the championships and official libraries, riders and so on, we’ve got the legendary roster and that is really really important for us because, although you might not know the current champions or follow current superbike racing, who doesn’t know Carl Fogarty, Troy Bayliss and so on.
So it’s one of our great weapons when it comes to standing out.
Eki
13
Pro Evolution Soccer 2011
Ekim 13, 2010 | Yorumlar Kapalı
Futbol, şüphesiz artık yaşamımızın en büyük parçalarından biri haline geldi. Özellikle ülkemizde büyük bir izleyici kitlesi bulunan futbol sporu için deyim yerindeyse her ağızdan bir laf çıkıyor. Yani bu kadar rağbet gören bir spor dalı için doğal olarak eleştiriler ve fikir sunumu da bir hayli fazla oluyor. Turnuvaları ve büyük maçları bir kenara bırakın, artık her hafta sonu gerçekleşen müsabakalar sonrasında, ertesi günün mutlaka bir sohbet bölümünde futbol muhabbeti de kendisine yer edinmeyi başarıyor.
Sizi bilmem ama şahsen futbol izlemekten son zamanlarda biraz soğumuş durumdayım. Bunun en büyük nedeni de tabi ki her spor organizasyonunun ayrı bir kanal ve kuruluşta şifreli olarak yayınlanması oluyor. Bu kuruluşların hepsine sahip olmayı bir kenara brakın, maçların bile hangi gün oynandığını, takım kadrolarını bile takip edememeye başladım. Muhakkak aranızda bu duruma katılan veya garip bulan okuyuclarımız olacaktır. Kendimle ilgili bu tür bilgileri bir kenara bırakıp asıl konumuza dönelim. Kısacası son dönelerde beni futbola bağlayan en büyük unsur futbol oyunları olmaya başladı.
Futbol seven her oyunsever muhakkak hayatında bir kez bile olsa Pro Evolution Soccer ile tanışmıştır. Hatta öncesinden, yani Goal Storm veya Winning Eleven’dan bile bahsedebiliriz. Hal böyle olunca PES serisinin her oyunu da büyük bir merakla beklenmeye devam ediyor. Serinin bir çok hayranı hala PES serisinden kopamasa da, seri bir çok fanını, özellikle son yıllardaki en büyük rakibi olan FIFA serisine kaptırmış durumda. PES serisindeki bu düşüşün en büyük nedeni ise oyundaki oynanış öğelerinden kaynaklanıyor. PES 6 ile zirvede bulunan seri, malesef son oyunları ile bir türlü bekleneni veremedi. Daha doğrusu kaliteli bir görünüm sergilese de malesef bir çok eksi yönü ile de ön planda kaldı. Eski serilerde özelikle PSOne’daki Winning Eleven serilerinde tek derdimiz Japonca isimleri İngilizceye çevirmek iken, serinin son oyunlarında ise oynanıştan dert yanmaya başladık.
Şüphesiz her yıl olduğu gibi bu yılda bir çok yenilik içerecek olan PES ve FIFA serileri, gene son bahar aylarında karşımıza çıkacak. Peki PES 2011 bu sene tam anlamı ile bekleneni verebilecek mi? Her sene tekrarlanan bu soru için Konami oyunun duyurusu ile birikte çok farklı (gene) açıklamalarda bulundu. Bu açıklamalardan ilki ve en dikkat çekici olanı ise tabi ki serinin en baştan yaratılıyor olduğu idi. Onların sözlerine yer verecek olur isek kısaca bu sene futbol evrim geçirecek deniyor.
PES tarhindeki en büyük değişimin bu sene yaşanacağını söyleyen Konami Avrupa PES lideri Jon Murphy sözlerine şöyle devam etmişti ; “PES’in değişim geçirmesinin zamanı gelmişti, PES 2011 serinin tarihindeki en köklü tasarım değişikliğine sahne olacak. Gerçek futbolda olup da PES’te yansıtamadığımız şeyleri tespit etmek için hayranlarımızla birlikte çalıştık. Önceliğimiz sınırsız özgürlük sağlamaktı ve yeni animasyonlar da şarttı. PES 2011 bunların ikisini de gerçekleştiriyor – gerçekten de bu iki özellik de doğrudan birbirine bağlı; yeni oyunun bir PES olduğunu bilecek, ama çok ciddi değişiklikler geçirdiğini de göreceksiniz.”
Şimdi gelin bizce de değişimin zamanı gelen PES serisinin yeni oyunu Pro Evolution Soccer 2011′in başlıca değişen ve öne çıkan yeniliklerine geçelim.
PES serisinin son yıllarda değiştirilmeye çalışılan en büyük noktası, oyunu arcade oynanıştan daha gerçekçi bir oynanışa doğru kaydırmaya çalışmaktı. Bu doğrultuda bir hayli aşama kaydeden PES ekibi, özellikle son çıkan oyunlarda daha realistik bir yapı ile karşımıza çıkmışlardı. Özellikle top fiziği yönünden bir hayli başarılı olan serinin yeni oyununda bu gerçekçiliğin bir adım daha ileriye götürülmek istendiği belirtiliyor. Bu bağlamda serinin genel oynanışında kölü değişiklikler ile karşılaşabiliriz.
Oynanışa etki eden en büyük özelliklerden birisi de top kontrolü. Özellikle FIFA’nın bu konuda bir hayli iyi olduğunu düşünür isek PES takımı da bu sene, bu özellik üzerinde daha fazla duracağa benziyor. Oyunun açıklanan özelliklerinde bu konuda 360 derece top kontrolüne daha bir önem verileceği belirtilmişti. Yani artık topu ayağımıza aldığımızda sadece kendi etrafımızda değil, rakip etrafında da çok daha rahat bir şekilde dönebileceğiz. Dahası kontrol ettiğimiz futbocuya göre bu kontrol durumu daha ileriye taşınacak ve bazı futbolcularda adeta top ayağımıza yapışacak diyebiliriz.
PES 2011’in en büyük değişimlerinden birisi de oyuncların altında gözüken yeni bir bar olacak. Artık paslarımız, ortalarımız ve şutlarımızı bu bara göre ayarlamak zorundayız. Oldukça hassas olan bu bar sayesinde uzun pas veya kısa pas kontrolü biraz daha zorlayıcı olsa da alıştığımıza adrese pas yapabilecek noktaya gelebileceğiz. Defansif konuda pres özelliklerinin daha da geliştiği oyunda bu bar ve paslaşma oranları daha da kuvvetli hale gelecek. Bu varyasyonu uygulamanın bir diğer nedeni de PES serisindeki en büyük problem olan “Orta sahadan topu alıp, direk kaleye gitme” durumu ortadan kalmış olacak. Artık daha taksiksel ve pas yüzdesi yüksek bir oyun oynamamız gerekecek. Bu da oyudaki hedeflenen gerçekçiliği yakalamak için yapılan en büyük değişikliklerden birisi olacak. Bu bar dışında oyuncunun kondisyon durumunu gösteren barı da oyun ekranı içerisinde görebileceğiz.
Söz taktiklerden açılmışken oyunun beni en çok etkileyen bu yönünden de bahsetmek istiyorum. Öncelikle taktik kısımlarını daha rahat ve akıcı kullanabilmemiz için görünüm olarakta farklı bir PES oyunu ile karşılaşacağız. Örneğin dizilim ekranında futbolcu isimlerinden hangi ayaklarnı kullandıklarına kadar bir çok ve önemli özellik bir ekranda bulunabilecek. Kısacası menüleri ile de bir hayli değişim geçiren PES 2011’de taktiksel anlamda herşeyi kontrol edebileceğiz. Yaptığımız taktiğe göre istersek rakip defansı ortadan yarmaya çalışacağız, istersekte kanatlardan daha kordineli gelebileceğiz. Kanat oyuncusunun taktik ekranında yerini çok az bile değiştirdiğinizde bu durum paslara ve taktik anlayışına yansıyacak. Yani hangi kanadın daha işlek olmasını istediğimizi, çok daha rahat bir şekilde seçebileceğiz.
Normalde geriye yaslı olan defans anlayışı, rakip sahaya doğru gittikçe ilerlemesini istediğimiz kanada doğru bir yatış gösterebilecek. Veya takım halinde hücumu seçtiğinizde, uzun bir topta bile tüm takım aynı anda hücüma katılabilecek. Bu da topa ilerde basmanızı ve rakibi boğmanız için bir fırsat verebilecek. Kısacası oyundaki taktik düzeni size bazen bir futbol simülasyonu oynuyormuş hissini verebilecek.
Taktik kısımları üzerinde durulmasının en büyük nedeni ise oyunun daha seyirlik bir anlayışla ilerlemesi oluyor. Yani top orta sahada sıkışmaktan çok, daha fazla pozisyon, daha gerçekçi bir oynanış ve taktiğe dayalı olan dinamik bir maç görüntüsü çizilecek. Defansif presten az önce bahsetmiştim. Buna bağlı olarak oyuncuların yapay zekaları üzerinde de bir hayli duran PES takımı, her oyuncunun kendi mevkisinde çok iyi bir şekilde duracağını ve topa müdahalenin pozisyona uygun olarak gerçekleşeceğini belirtiyor.
Gelelim çalım hareketlerine. En büyük rakibi olan FIFA’nın bu konuda bir hayli başarılı olduğunu göz önünde bulunduracak olur isek PES 2011’in merak edilen en büyük özelliği de şüphesiz çalımları oluyor. Bu konuda yepyeni bir anlayışla hareket etmeye hazırlanan PES ekibi, oyundaki çalım anlayışını baştan yaratmış. İlk iş olarak oyuna bin tane yeni hareket eklenmiş. Artık kendi hareketlerinizi bir sıraya koyabilecek ve ona göre çalım hareketlerini sıralayabileceksiniz. Özel bir menüden özelleştirebieceğiniz bu hareketleri uygulamak için ise futbolcu yeteneklerine de bakılacak. Yani yapmak istediğiniz hareketi tüm futbolcular ile yapamayacaksınız. Aldatma hareketleri ve daha yumuşak olan dönüşlerde eklenince ikili mücadelelerin önemi PES 2011’de çok daha ön planda olacağa benziyor. Buna rağmen özellikle sıralı çalımlardaki dönüşlerin beni biraz düşündürdüğünü de eklemem gerekiyor.
PES 2011 oynanış dışında bir çok ekstrası ile de karşımıza çıkacak. Şampiyonlar ligi lisansına sahip olan oyuna bu sene de Libertadores kupası lisansı eklenmiş. Benim en merak ettiğim nokta ise diğer lisans durumları. Henüz bu konuda bir açıklama yapılmış değil ama bu sene Chelsea’yi London FC olarak görek istemediğimi belirtmeliyim. Şahsen bu durumun PES serisini 1-0 geriden başlattığını ve kupa lisanslarından önce takım ve futbolcu lisanslarının bana göre daha ön planda olduğunu belirtmeliyim. Umarım bu sene bu konuda bir ilerleme gösterilir. Lisans durumunu bir kenara bırakıp oyunda kendi futolcunuzu yaratabileceğiniz gibi yeni bir stad yarata modunun da olacağını söyleyelim.
Gelelim oyunun bir diğer merak edilen noktası olan Online özelliklere. “Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer” mantığına ters düşen bir durum söz konusu. Online özeliklerde bir türlü beklenen çizgiyi yakalayamayan PES serisi için her sene “Sütten ağzı yanan yoğurdu afiyetle yer” mantığı ile umutlanıyoruz. Buna rağmen her geçen oyunda bu durumun biraz daha düzeltildiğini de eklemeliyiz. Tam rayına oturmayan Online özellikler için bu sene ise bir hayli iddialı geliniyor. Bunu anlamamızın en büyük nedeni ise oyuna eklenen yeni bir oyun modu. Oyunun online modlarında Ana Online Lig adı verilen bir lig bulunacak. Bu modda kısaca diğer oyunculara karşı mücadele edecek ve üst sıralarda olmaya çalışacaksınız. Bu lig durumu normal ranked maçlara göre oyuncular arası rekabeti daha da kızıştıracaktır.
Grafikleri ile zaten iddialı olan oyun bu sene grafiksel anlamda, animasyonlara yönelmiş olacak. Yani genel grafiklerde bazı düzeltmeler yapan PES ekibi, oyuncu animasyonları üzerinde daha fazla duruyor. Daha akıcı ve doğal hareket eden futbolcular arasındaki fizik farklılıkları dahi, oyundaki animasyon yapısına göre kendini hissettirecek.
Sonuç olarak PES 2011, hiç olmadığı kadar iddialı bir şekilde geliyor. Her ne kadar oyunun bazı videoları kafalarımızı karıştırsa da açıklanan özellikler ve oyundaki bazı gerekli değişimlerin beni bir hayli umutlandırdığını söylemeliyim. Messi’nin gene kapak yldızı olduğu ve baştan sona değiştirilen PES serisindeki en önemli modlardan biri olan Master Lig’in bile baştan yaratıldığı söyleniyor. Bu kadar iddialı açıklama sonrasında bile PES ekibi “Bu sadece buz dağının görünen kısmı” gibi açıklamalarda bulunmuştu. Özellikle taktik ve futbolcu özelliklerinin açıklandığı gibi olması durumunda oldukça farklı bir PES ile karşılaşabileceğimizi düşünüyorum. Tabi geliştirilmesini düşündüğüm dönüşler, paslar gibi bazı noktalarda bulunuyor. Buz dağının geri kalan kısmını görmek için ise sadece bir kaç ay beklememiz gerekecek. Umarız bu sene daha başarılı ve özlenen PES oyunu ile karşılaşabiliriz.
Eki
13
Split Second Velocity – 2010
Ekim 13, 2010 | Yorumlar Kapalı
Yarış arabanızın, aynı zamanda en ölümcül silahınız olabileceğini hayal edebilir misiniz? Split / Second, sizi bu konuda ikna edebilecek yeteneğe fazlasıyla sahip. Hız tutkusunu sonuna kadar yaşamanın yanında, macera ve aksiyonu da iliklerimize kadar hissedeceğiz. Black Rock Studios tarafından yapımı sürdürülen Split / Second, yayınlanan videoları ile oyuncuların beğenisini kazanmıştı. Yarışmanın dışında, çevresel her türlü etmeni kullanarak rakiplerimizi saf dışı bırakabilmemiz, bunu görsel şölenler eşliğinde gerçekleştirebilmemiz son derece ilgi çekici. Yapımcılar zaten bu konudaki iddialarını çekinmeden dile getiriyorlar.
Dört tekerlekli silah
Split / Second’da aslında olay tamamen bir televizyon serisinin parçası. 24 bölümlük serinin heyecan dolu yarışlarını yapıyoruz. Dolayısıyla, yarışlar belirli bir hikayeye bağlanmış olacak.
Hatta bunu destekleyici olarak, her yarıştan önce konuyla ilgili trailer’lar devreye girecek.
Hikayenin geçtiği şehir, söz konusu televizyon programı için yaratılmış ve yaklaşık 20 km2’lik bir yarış alanı bizleri bekliyor. Şehrin çeşitli yerlerinde, farklı koşullarda yarışacağız. Şu ana kadar iki mod duyuruldu; Race modunda bildiğimiz yarışımızı yapıyor ve rakiplerimiz arasından sıyrılıp 1. olmaya çalışıyoruz.
Görsel şölenin ön planda olduğu mod’lardan birisi, survival olarak da tanımlanabilecek Nemesis modu olacak. Burada önümüzdeki tankerleri geçmeye çalışıyoruz, tabii bu o kadar da kolay olmuyor. Tankerler bizlere yanan variller fırlatacaklar ve biz çeşitli manevralarla onlardan kurtulmaya çalışacağız. Mavi variller zamanımızdan çalarken, kırmızılara çarptığımız zaman aracımız havaya uçacak.
Yarış sırasında rakipleri saf dışı bırakmak çok önemli. Bir power bar’ımız var. Bu bar, zıplamalar, drift’ler ve tuzaklardan kurtulma aksiyonlarını gerçekleştirdikçe dolacak. Üç kademesi var. İlk iki kademe içerisinde daha hafif saldırılar yapabiliyoruz. Yine de bu tarz ataklar sayesinde, rakipleri kısa yoldan safdışı bırakabilmek mümkün oluyor. Üçüncü kademeye ulaştıktan sonra saldırı planladığımızda, bu sefer çevredeki binaların ya da piste göre başka öğelerin nimetlerinden faydalanabiliyoruz.
Bir kuleyi ya da uçağı, başkasının kafasına indirmek ve bunu müthiş görsel efektler eşliğinde yapmak büyük keyif olsa gerek. Bu kuvvetli saldırıları sadece düşmanları yok etmek için değil, kendinize pist içerisinde kısa yol açmak ve avantaj sağlamak için de kullanabileceksiniz. Yapımcılar bu yüzden özellikle patlama ve duman efektlerinin üzerinde çok fazla duruyorlar.
Kullanabileceğimiz araçlar da çeşitli gruplara ayrılmışlar. Piste ya da kendi stratejimize göre araç seçmek en mantıklısı olacaktır. Spor arabalar çok hızlı araçlar olduğu kadar çok da dayanıksız oluyorlar. Muscle araçlar ise spor arabalara nispeten biraz daha dayanıklı ama daha yavaşlar. Son olarak kamyon grubuna dahil edilebilecek araçları kullanabileceğiz. Tahmin edebileceğiniz gibi bunlar çok dayanıklı araçlar fakat oldukça yavaşlar.
Kemerleri hakikaten bağlayın
Split / Second’da aslında en büyük keyif, multiplayer oyunlarda yaşanacaktır. 8 kişiye kadar desteği bulunacak, bunun dışında 2 kişi split screen olarak kapışabilecek. Yapım; PC, PS3 ve Xbox 360 için piyasalara sürülecek ve dağıtımı Disney Interactive tarafından gerçekleştirilecek.
Eki
11
Konut Edindirme Yardımı
Ekim 11, 2010 | Yorumlar Kapalı
KAMUOYUNDA KEY olarak bilinen Konut Edindirme Yardımı key ödemelerinden bugüne kadar yararlanamayan vatandaşlara dördüncü hak verilecek.
KEY’de dördüncü ödeme için hazırlıklar başladı. Ödemenin Aralık ayı sonuna kadar yetiştirilmesi planlanıyor. KEY ödemeleri kararı çerçevesinde 2008 yılından bu yana hak sahiplerine üç etapta ödeme yapıldı.
Üçüncü ve son ödeme ise Ağustos ayı içinde gerçekleştirildi. key ödemeleri sorgulama ilişkin yasa hükümleri doğrultusunda, ilk üç ödemeden yararlanamayan hak sahiplerine bir hak daha sağlanacak. Söz konusu ödeme dördüncü hak olacak.
Alınan bilgiye göre isim, soyad ve vatandaşlık numarasının yanlış bildirilmesi nedeniyle yaklaşık 250 bin kişinin önceki ödemelerden yararlanamadı Ekonomi Haberleri.
Tasfiye Halindeki Emlak Bankası’nın Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, star’a yaptığı açıklamada, dördüncü KEY ödemelerine ilişkin çalışmaların sürdürüldüğünü belirterek, bu çalışmalar sırasında birçok vatandaşın KEY Merkezi’ne gelerek çalışmaları engellediğini bildirdi.
Eki
11
Yeniden Doğuşun Hikayesi: Spartacus
Ekim 11, 2010 | Yorumlar Kapalı
Yaşadığı yerden, sevdiği kadından zorla koparılan bir adamın, arenalarda küllerinden yeniden doğuşunu anlatan ‘spartacus: Blood and Sand’ e2’de, CNBC-e’de başladı.
Spartacus video Çizgi roman estetiğinin ve ileri görsel efekt tekniklerinden yararlanılarak çekilen ‘Spartacus: Blood and Sand’ ile bir kez daha hayat buluyor. Gladyatörlerin şampiyonu Spartacus’ü Galler kökenli Andy Whitfield canlandırıyor. Yıllarca bizi ekran başına kitleyen Zeyna rolünden tanıdığımız Lucy Lawless ise Spartacus’un bağlı olduğu gladyatör evinin sahibinin hırslı karısını canlandırıyor.
Bazı efsaneler kanla yazılır
Trakyalı bir asker olan Spartacus baskı altında kaldıkları Roma Cumhuriyeti ile birlikte Getaelar’a karşı savaşmak için Roma ordusuna katılır. Doğuya doğru geri çekilen Getae ordusunu takip etmek yerine Karadeniz’e doğru yönelmelerinin emrini veren Gaius Claudius Glaber’a karşı çıkan Spartacus köyüne geri döner. Geri döndüğünde köyünün yerle bir olduğunu görür. Karısının saldırılara dayanabildiğini ve yaşadığını öğrenir. Spartacus izle
Eki
7
Ea Sports Fifa 2011
Ekim 7, 2010 | Yorumlar Kapalı
Ea Sports firmasının 2011 yılına damgasını vurmasını beklenen futbol oyunu Fifa 2011 kasım ayında piyasaya çıkacakmış.Ea Sports un resmi sitesinden verilen bilgiye göre ilk önce Avrupa’da dağıtıma başlanacak oyunun kasım ayının ilk haftasında da Türkiye’ye geleceğini öğrenebilirsiniz.
Oyunun nasıl bir oyun olduğunu merak eden arkadaşlar varsa Fifa 2011 indir linkinden oyunun demo sürümünü download ederek deneyebilirsiniz.İndireceğiniz oyun indir sitesi tarafımızdan kontrol edilmiş ve güvenilirliği konusunda fikir ortaklığı sağlanmıştır.Bu oyun sitesinden isterseniz Fifa gibi büyük oyunları isterseniz de küçük oyunlar indirebiliyorsunuz.Küçük oyunlar indirmek için kullanmanız gereken link : küçük oyun indir

