Eki
19
WWE RAW Ultimate Impact
Ekim 19, 2010 | 2 Comments
With 2002′s WWE Raw PC being the only viable Wrestling PC game around, the game filled a void for many players who could now have a real wrestling PC game. but that void lasted for six years, although there was many mods coming out, there was not yet a FULL conversion of the entire game, (WWE Raw: Ultimate Edition was aiming for this but was never released). Later RMU released Raw Legend edition and Raw Total Edition which were pretty good.
Eki
19
Football Manager 2005
Ekim 19, 2010 | 4 Comments
Boyutsuz oyun olur mu?
“Oyun” dediğimiz grafikli, etkileşimli ve bazı şeyleri değiştirebildiğiniz, buna göre bazı şeyler elde ettiğiniz programlar ile Championship Manager “oyunları” çelişir aslında, grafik namına neredeyse hiçbir yeteneğe sahip olmayan, sadece yazıdan ibaret ve “boyutsuz” bir programa oyun demek, oyun kavramının manasıyla çelişir. 3 boyuttan başkasına “istemem yan cebime koy” dendiği günümüzde boyutu bile olmayan bir oyun yapmak hiçbir mantığa sığmaz bu tezden gidecek olursak; kabaca ve oyunun yüzüne dahi bakmadan genelleme yapacak olursak.. Peki hiçbir teknik yeteneğe sahip olmayan bir yapım, nasıl bu kadar bağımlılık yaratıp sizi gerçek hayattan soyutlayabiliyor?
Aslında cevabı olmayan bu soruya verilebilecek bir yanıt varsa o da “SI Games’in büyüsü”dür. 10 seneyi aşkın süredir menajerlik oyunu geliştiren ve yaptığı hiçbir oyunda baltayı taşa vurma teşebbüsünde bulunmamış esrarengiz bir firma SI Games. Bundan 11 sene önce kendi halinde bir MS-Dos oyunuyla başlamıştı bu bağımlılık. Aslen İngiliz olan ve bu sebepten dolayı da İngiltere liglerine yoğunlaşan SI, sadece kendi egolarını tatmin etmek için giriştiği bu piyasada yeni bir çığır açtığının farkında olmaksızın İngiltere dışındaki liglere, İtalya’ya, Almanya’ya, ve daha pek çok ülkeye bulaşarak bu dermansız hastalığı dünyaya yayıyordu.
Ayrılığın tatlı yanı..
Championship Manager serisi 99-00, CM3, CM4 derken her geçen gün büyüyor ve yıllanmış şarap gibi yaşlandıkça daha da güzelleşiyordu. Yılların getirdiği olgunluk, tecrübe ve bu tecrübe dolayısıyla edindikleri on binlerce CM “bağımlısı” sayesinde gelen genişlik, CM serisini durdurulamaz bir kuvvet yapıyordu. Bu kuvveti FA Manager, Total Club Manager gibi küçük bir kitle tarafından sevilmesine karşın hayli cılız olan yapımlar yıkmaya çalıştıysa da, daha doğrusu SI’ın yarattığı menajerlik piyasasından kendilerine pay çıkartmak istedilerse de Championship Manager efsanesi emin adımlarla yoluna devam etti; ta ki geçtiğimiz yıla kadar…
Birçoğunuzun bildiği üzere türün yaratıcısı olmasına karşın tam anlamıyla söz sahibi olmayan SI Games, oyunun “patronu” olarak nitelendirebileceğimiz dağıtımcı Eidos ile sebebi belirsiz bir şekilde ayrıldı. Bu birliğin bozulmuş olması baştan hayli üzücü gibi görünse de bardağın dolu tarafına bakacak olursak artık devler arenasında iki adet Championship Manager var; birisi Eidos’un, yapımı için başka bir firmayı görevlendirdiği Championship Manager 5, diğeri ise türü yaratan SI Games’in bundan böyle “klasik” olarak adlandırılacağı oyunu Football Manager 2005.
Her ne kadar ön yargılı konuşmayı pek sevmesem de açıkçası CM5′in iyi olacağını pek tahmin etmiyorum. Herşeyden önce bir yanda bu türü yaratarak sakalları beyazlayan, diğer yanda ise bu oyunu “oynayarak büyüyen” genç ve yeni bir firma var. (isminin de gubidikliği göz ardı edilemez tabi
) Beautiful Game Studios isimli Eidos’un CM serisini emanet ettiği bir diğer İngiliz firmasının oyunlarının ne kadar “güzel” olup olmayacağını önümüzdeki aylarda görebileceğiz, ancak BGS’nin elinde oyunun isim hakkı dışında hiçbir şey olmadığından, yani CM’yi sil baştan yapacak olduklarından açıkçası benim pek umudum yok. Ve bu sebepledir ki bundan böyle efsane olarak nitelendireceğimiz serinin CM değil, FM olacağını düşünüyorum.
Veri tabanı, editör, kısacası CM’yi CM yapan her şeyi elinde bulunduran ve bunca süreyi oyunu sıfırdan yaratmak yerine zaten oturmuş bir yapımı geliştirmekle harcayan SI Games, oyunla yüz yüze geleceğiniz an göreceğiniz üzere bütün vaatlerini fazlasıyla yerine getirmiş. Ancak ilk görüşte hafiften umutsuzluğa kapanabileceğiniz, ve belki de oyunun tek eksisiyle karşılaşıyorsunuz; karmaşık ara yüz. Gerçekten estetik ve göze hitap eder nitelikteki ara yüzün güzel görünmesi bir yana, kullanımı gerçekten zor; ve oyunu akıcı bir şekilde oynamayı zorlaştıran bir unsur. Championship Manager’daki sol tarafta bulunan ana menüler yukarıya, bunların alt menüleri de sol tarafa kaydırılarak teoride kolaylık sağlanmış; fakat iş pratiğe dökülünce birbirine karışan el ve ayaklarınız, size oyunun ara yüzünün gerçekten kötü tasarlandığını bildiriyor aslında.
Yazıdan ibaret bir oyunda atmosfer olur mu?
Her şeyden önce Football Manager’da sezdiğim en büyük yenilik, oyunun ciddi anlamda bir “atmosfere” sahip olması. Her yeni CM oyununda yapımcıların iddia ettiği ancak bir türlü bekleneni veremeyen medyayla etkileşim, FM ile had safhaya çıkmış. Artık diğer menajerler hakkında yorum yapabiliyor, derbi maç öncesi diyaloglara girebiliyor, ve fırtına dindikten sonra da maçı analiz edebiliyorsunuz. Ve bu yorumlar sadece sözde de kalmıyor, size karşı ağır yorumlar yapan bir menajere karşı ağzının payını vermediğiniz sürece oyuncuların morali bozuluyor, takım düzeni etkileniyor, ve hatta sizi pısırık olarak nitelendirip başka bir takıma gitmek isteyebiliyorlar!
Aynı şekilde yönetimin de etkilendiği ve ufak gibi görünse de perde arkası hayli büyük olan bu yorumlar, bir önceki Championship Manager’da ortaya çıkan “oyuncu profili”ne de etki ediyor. Menajerlerin yanı sıra oyuncularınızı da övüp yerebileceğiniz bu etkileşim faktörü bazen hayli dengesiz olabiliyor; örneğin kötü oynadığı için morali yerlerde sürünen bir oyuncunun maaşından kestiğiniz zaman oyuncunun morali yerine geliyor. Bu devirde böyle dürüst futbolcular dostlar başına 
Sadece menajer-oyuncu yorumları değil, bir açığınızı yakalayıp spekülasyon yaratmak için didinen antipatik medyanın zaman zaman size yönelttiği sorular da takım ve profiliniz üzerinde etkili oluyor. Örneğin Gerrard gibi bir oyuncu 6 ay sakatlanınca size yöneltilen “Gerrard’ın eksikliğini hissedecek misiniz?” sorusuna vereceğiniz “yoo, niye ki?” gibisinden vurdumduymaz bir cevap, bu kadar gelecek vaat eden bir oyuncuyla aranızın bozulmasına neden olacaktır. (tecrübeyle sabit
) Ve emin olun bir kasa elmanın içindeki bir çürük elma, diğerlerinin de çürümesine neden oluyor.
Medyayla etkileşimin yanı sıra, SI, kalitesini geliştirilen bir başka unsur olan “oyuncu avcılığı”nda bir kez daha göstermiş. “Scout”larınızı kıta, ülke, lig, takım, hatta turnuva için dahi görevlendireceğiniz bu sistemde aynı zamanda “scout”larınızın size sunacağı yıldız adayları hakkında yaş, kontrat, yetenekler gibi bazı kıstaslar belirleyebiliyorsunuz. Az paraya alıp yıldız yetiştirdiğiniz ve zevkten dört köşe olduğunuz bu bölümde, CM serisinde gelenek olduğu üzere gizli saklı köşelerdeki satın alınmayı bekleyen yıldız adaylarını daha kolay bulabiliyorsunuz. Bunun dışında kontratı biten ve henüz kontrat yenilememiş yıldızları takımının elinden çekip alabiliyorsunuz. (Darko Kovacevic’i almak zor değil mesela)
Hemen her alanda genişleyen ve sizi bilgiye boğan bir oyun olmuş Football Manager. Takımınızın kendi evinde ve deplasmanda giyeceği forma renklerinden tutun da ayrıntılı gelir-gider bilgilerine kadar her şey genişletilmiş. Özellikle gelirlerdeki ayrıntılar göz yaşartıcı düzeye gelmiş. Toplam verebileceğiniz maaş ile vermekte olduğunuz maaş değerleri ayağınızla yorganınız arasındaki dengeyi tutturmayı başarabiliyor. (sizin kabiliyetinizle de doğru orantılı tabii) Yenilenen arayüz de bazı ?ölümcül- eksileri dışında bu yenilik ve ayrıntı denizine katkıda bulunuyor ve hepten boğulmanıza sebep oluyor. Tek bir ekrandan pek çok ayrıntıya ulaşabiliyor olmamız aslında gelecek vaat ediyor gibi görünen bu ara yüzün büyük bir artısı; fakat önceden de belirttiğim gibi menülerin yerleri hakkında ciddi problemleri var oyunun; ve bu yerlerin sırf CM’den değişik olsun diye farklı yapılmış olmasını size hissettirmesi hiç de hoş değil.
Yenilik yağmurundan nasibini alan bir başka bölüm olan taktik ekranında artık çok daha derin taktikler yapabiliyor, ve biraz sonra değineceğim 2D maç motorunda bu taktiklerinizin her birini “hissedebiliyorsunuz”. “Target Man” seçeneğine bir oyuncu atayarak bütün ataklarınızın o oyuncuda bitmesini sağlayabiliyor, “Playmaker”ı belirleyerek gole doğru giden akınlarınıza öncülük edecek, oyun kurucuyu(ları) belirleyebiliyorsunuz. Bunun dışında takımın ne kadar atak, ne kadar sert, ne kadar çabuk oynayacağını ve daha pek çok ayarı belirleyebildiğiniz ufak barlar sayesinde taktik bakımından çeşitlilik sağlayabiliyorsunuz. Önceki oyunlarda da bulunan ancak belirli seviyelerle kısıtlı kalan bu taktik kıstaslarının yanına forvet ile defans arasındaki genişliği ve takımınızın ne kadar çabuk oynayacağını belirten iki seçenek de eklenmiş. Çabukluk ayarıyla oynayarak maça hızlı başlayıp daha sonra oyunu soğutabileceğiniz gibi maç sonuna doğru ?duruma göre- seferberlik başlatabilirsiniz; ancak bu durumlarda öne çıkan şans faktörü sizin açınızdan yaver gitmezse, maçlar hiç de istemediğiniz şekillerde bitebiliyor.
Benliğini bulan futbol topu
Ve gelelim oyunun en çok geliştirildiği hissini veren bölümüne; 2D maç motoru! Championship Manager 4 ile baştan ön yargıyla yaklaşıp sonradan sevip aramıza kattığımız 2D maç motoru, önceki oyunlarda olmadığı kadar gerçekçi biçimde karşımıza çıkıyor. Pro Evolution Soccer’ın PC’ye gelmesiyle futbol oyunuyla “tanışan” PC oyuncularının bildiği üzere FIFA’nın en büyük problemi olan “içi boş top” sendromuna yakalanan 2D motorun yenilenmiş halinde neyse ki bu sorunun üstesinden gelinmiş, artık çok daha gerçekçi hareket eden bir futbol topumuz mevcut. Her ne kadar bazı yerlerde su birikintisinin üzerine gelmiş gibi aniden dursa da eski yapımlara oranla topun çok daha gerçekçi hareket ettiğini söylemek mümkün. Bütün bu geliştirmeler top fiziğiyle de kalmamış, yapay zeka da büyük oranda geliştirilmiş. Boşta olan adamları iyi gören, marke edilmemiş alanlara koşular yapan ve yeri geldiğinde kırmızı kart görme pahasına rakibi yere indirebilen zeka küpü futbolcular, oyunun havasını değiştirmiş. Özellikle son dakikalarda başa baş bir oyuna karşın galip olan sizseniz, rakibin üzerinizde kurduğu baskı bu cümlelerime baş sallamanıza yetecektir.
Takım seçimi konusunda yardımcı menajerin ayrıntılı raporunu görebileceğiniz “Get team report” fonksiyonu da Football Manager’ın bir diğer övgüye şayan kısmı olmuş. Geliştirebileceğiniz ve defans, orta saha ve forvet mevkilerinde en kötü, en iyi ve potansiyeli yüksek olan futbolcuların isimlerini sıralayan yardımcınız bu sayede hem eski oyunlardan daha fonksiyonel oluyor, hem de takım üzerindeki hakimiyetiniz artıp oyuncu seçiminde daha dikkatli davranabiliyorsunuz. Ayrıca bu fonksiyonellik sadece yardımcı menajer açısından da geçerli değil; diğer ?neredeyse- tüm takım çalışanlarının bir şekilde takıma katkısı oluyor, en azından eski oyunlardakinden daha aktifler; özellikle “scout”lar..
Yenilikleri saymakla bitmeyecek oyunun bir başka güzelliği ise oyuncu fotoğrafları. Total Club Manager’daki “modellemelerin” aksine vesikalık oyuncu fotoğraflarının yer aldığı oyun için yapımcıların sarf ettiği emek ve özene bakıp duygulanabilirsiniz. Eidos’a isyankar bir baş kaldırış ve iyi bir yapım ortaya çıkması herkes tarafından beklenen bir şeydi; ancak 3 oyunda uygulanabilecek fikirleri tek yapımda piyasaya süren SI Games kesinlikle ayakta alkışı, şapka çıkarışı, önünde eğilişi, ve bilumum saygı eylemlerini hak ediyor.
Menajerliğin götürdüğü yere git (?)
Her ne kadar karmaşık bir ara yüz problemi olsa da bunun, bundan sonraki oyunlarda üstesinden gelinebilecek olması bizi Football Manager’ın geleceği için daha da umutlandırıyor. Onlarca yeni fikir, medyayla etkileşimin ciddi biçimde artırılması ve bu sayede oyunun “atmosfere” kavuşup sizi iyice havaya sokması, Football Manager’ı gelmiş geçmiş en iyi menajerlik oyunu yapıyor arkadaşlar. Yapımcıların bu ürettiklerine karşılık yapabileceğimiz en iyi şey, Championship Manager efsanesinin isim değiştirerek yoluna aynen devam ettiğini kabul edip menajerliğin götürdüğü yere gitmemiz.
Bol gollü maçlar…
Eki
19
18 Wheels of Steel: Extreme Trucker – 2009
Ekim 19, 2010 | 4 Comments
German Truck Simulator oyunuyla beraber Man ve Daf gibi büyük markaların lisansını alarak güçlenen SCS, yeni oyunuyla 18 Wheels of Steel efsanesini tekrar canlandırmaya çalışacak.25 farklı taşıma aracı bizleri bekliyor olması tır hastalarının heyecanlanmaları için yeter heralde.
Eki
19
Knight Online Neden Popüler
Ekim 19, 2010 | 4 Comments
Knight Online hiç şüphe yok ki Dünyanın en çok oynan oyunudur. Haberlere konu olan bu oyunun üretim tarihinden itibaren oynan sayısının her geçen yıl artmasının bir çok sebebi var.
Popüler olmasının en büyük sebebi gamefirst destekli üretilmiş bir oyun olmasıdır. Çünkü büyük başarılar daha öncede imza atan gamefirst bu denli başarı çalışmaya imza atması ile başarısına bir yenisini ekledi. Büyük bir firmanın garantisi ile oynan ve sorunsuz günlük akışının yapıldığı bir oyun platformu.
Diğer bir yandan 2 grup arasında oluşan savaşlar rekabeti doğururken, bu grupların kendi içlerinde verdikleri savaşta ayrı bir hava katmaktadır oyuna. Kullandıkları itemleri kendi aralarında satıp almaları, bunların değerlerini yükseltmeleri ve değerlerini artırmaları oyuncuların zevkle yaptığı bir uğraş haline gelmiştir. Devamlı bulunan game masterlar ise oyundaki hileleri önlerken oyunda olabilecek aksaklıkları gidermektedir.

Knight Online
Gm’lerin çıkarmış olduğu patchler ise oyundaki açıklıkları kapatmak için önemli bir eklenti durumunda. Oyuncuların hobileri haline gelmesinin yanında gerçek hayatta paraya dönüştürmeleri onlar için ufak tefek kazan yeri oluyor. Edena, carnac, logos, ares, olympia gibi bir çok sunucusunun olması oyunun kasma oranı düşürdüğü için tercih nedenlerinden birisidir.
fantastic mt2, es mt2, gaziantep mt2, dostluk mt2, kutay mt2, lojistik mt2, metn mt2, cix çocuk mt2, Cix CoCuQ mt2, cs mt2, kutsal mt2, piramit mt2, skill mt2, kayira mt2, steam mt2, erek mt2, metan mt2 gibilerini örnek verebiliriz.
Yeni yapılandırdıkları bir proje ise onları en üst düzeye çıkarmaktadır ki Online Dünya Şampiyonası kullanıcıların daha da çok isteklenmesine, daha sağlam karakterler oluşturmaları için bir neden olmuştur. Çeşitli karakterlerinin olması ve bu karakterlerin içinde de özelliklere ayrılması gibi çeşitlilik olması oyuncunun oyunu istediği gibi yönetmesine ve daha da zevk alır hale gelmesini sağlamaktadır. Bu bir çok sebepten dolayı seçilen Knight Online oynayıcılarına sağladığı teknik destek ile de hizmette son noktaya gelmiştir.
Eki
18
Savunma Oyunları Çocuklar İçin Faydalı Mı?
Ekim 18, 2010 | 4 Comments
Savunma Oyunları Faydalı mı? Zararlı mı?
Bilgisayar oyunlarının çocuklar üzerindeki etkilerini hepimiz biliyoruz. Oyun sitelerinde her yaşa, her çocuğa uygun oyunlar bulunmaktadır. Bu oyunların bir çeşidi de Savunma Oyunlarıdır.
Bu oyunların çocuklar üzerinde ne tür etki bıraktığını bilmek anne ve babalar için uygun olacaktır. Savunma oyunları öldürme ağırlıklı oyunlardır. Bu tür oyunların çocuğunuzu kötü yönde etkileyeceğini sanıp oynamasını yasaklamayı düşünüyorsanız, bunu aklınızdan çıkarın.

savunma oyunları
Yasaklamanın daha çok ilgi çekebileceğini unutmayın. Siz bu tür oyunları yasakladıkça çocuğunuz bu yasağı delmenin yollarını arayacak ve bir şekilde bu oyunları oynamaya çalışacaktır.
Savunma oyunlarını yasaklamak yerine bu oyunu sizin kontrolünüz altında oynamasını sağlamalı, bu tür oyun sitelerini doğru kullanmasını öğretmelisiniz. Savunma oyunlarının çocuğunuz üzerinde oluşturacağı olumlu etkilerden biri üstünlük duygusu kazanabilecek olmasıdır. Bu tür oyunlar da çocukların başarılı olabilmesi, yarışı kazanabilmesi üstünlüğünü arttırma konusunda olumlu etkenlerdendir.
Özet olarak şunu söyleyebiliriz. Genel olarak savunma oyunları çocuklar için zararlı olarak görülse bile, bu oyunlarında kendince olumlu etkileri olabilmektedir. Savunma oyunları konusunda ön yargılı olmamak gerekiyor.
Eki
18
Çocuklar İçin Beceri Oyunları
Ekim 18, 2010 | 1 Comment
Beceri ve beceri oyunları
Çocuklarımızın sevgiye ihtiyacı olduğu kadar oyuna da ihtiyacı var ve oyunlar çocuklarımızla vakit geçirmemiz için en ideal aktivite.Çocuklarımızın bedensel,zihinsel,duygusal ve dil gelişiminde ise oyun faktörü yadsınamaz bir gerçek.
Ana konumuza gelirsek tüm bu bilgiler ışığında beceri oyunları’nın yani beceriye dayalı oyunların çocuk gelişimine katkısı çok daha fazla.Bunun sebepleri ise beceri oyunlarının, çocuklarımızın yaratıcılığına ,hayal gücüne ve kişisel becerilerine yüksek katkıda bulunması,kazandığı becerileri organize etmesi , strateji ve planlama yapması.

zor beceri oyunu
Çocuklarımıza ayırdığımız vakit boyunca birlikte oynadığımız oyunların daha etkili olmasıyla birlikte onlara her zaman gereke zamanı ayıramayız.Bu nedenle çocuklarımız farklı arayışlar içerisine girer.
Mesela internette oyun oynamak gibi.Yalnız daha çok çocuklarımızı hipnotize eden, bağımlık yaratan ve çocuk gelişimine hiçbir katkısı bulunmayan zararlı oyunların tuzağına düşerler.
Bizlere düşen görev ise bunu kontrol altına almak ve çocuklarımızı daha faydalı oyun şekline yani beceri oyunlarına ve daha güvenli sitelere yönlendirmeliyiz.Örnek olarak; www.oyundetay.com tarzı sade, güvenli ve hiçbir zararlı içeriğe sahip olmayan oyun siteleri.
Eğer tüm bunları eksiksiz uygularsak hem çocuklarımızı tuzağa düşüren sitelere ve oyunlara prim vermeyiz hem de çocuğumuzun gelişiminde en büyük katkılardan birini gerçekleştirmiş oluruz.
Eki
18
Çocuklar İçin Oyunların Önemi
Ekim 18, 2010 | Yorumlar Kapalı
Çocuk oyunları günümüzde çocuklarımız için hayatının en önemli parçası haline gelmiş durumdadır.Genelde arkadaşlarıyla ve bilgisayar vasıtası ile çeşitli oyunlar oynamaktalar.Peki bu oyunlardan hangisi çocuğumuz için daha yararlı ? Öncelikle çocuğunuz 3-5 yaş grubunda ise bilgisayardan uzak tutmanız daha sağlıklı olacaktır.
Küçük yaştan itibaren bilgisayar kullanan kişilerde göz problemleri veya elektronik aletlerin sebep olduğu çeşitli hastalıklar çocuğunuz için bir risk olabilir.Genelde bu yaş grubundaki çocukların arkadaşlarıyla oyunlar oynamaları daha sağlıklıdır.
Çocuk oyunları olarak günümüzde popüler olan oyunlar ; saklambaç , evcilik oyunları , oyuncaklar ile oynamak ve zeka oyunlarını ilk sıralarda sayabiliriz.

oyunların önemi
7-12 yaş grubu ise oyun olarak stres atabilecekleri kişisel gelişimlerini olumlu yönde etkileyecek oyunları tercih etmeliler.Bu yaş grubunun okul hayatı da olacağı için zeka ve kişisel gelişim için faydalı oyunlar gelecekleri içinde olumlu etikler bırakacaktır.Bilgisayar oyunları olarak da dövüş vb. olumsuz örnek oluşturacak oyunları çocuklarımızdan uzak tutmamız gerekebilir.
lale mt2, kas mt2, bizmt2, kutay mt2, aslan mt2, kutsal mt2 gibi oyunlar örneğin…
Çünkü bu tür oyunlar belli bir yaş düzeyindeki çocukları oldukça derinden etkilemektedir.Bu tür oyunların yerine daha faydalı oyunlara teşvik etmeliyiz.Özellikle zeka oyunlarının çocuklarınızın zeka gelişimine oldukça etkisi vardır.
Zeka oyunları çocuğun kişisel gelişimine katkısı önemlidir.Bu tür çocuk oyunlarını çocuklarımıza tavsiye etmeliyiz.Bu sayede aklı başında , yetenekli nesiller oluşmasını sağlayabiliriz.
Eki
18
Popüler Counter-Strike Sunucuları
Ekim 18, 2010 | 2 Comments
Counter-Strike yıllardır oynanan hala da modası geçmemiş popüler bir oyun olmaktadır. Bir çok sürümünün olduğu cs nin popüler olanları cs 1.5 ve cs 1.6 olarak belleklere kazınmıştır. İlk çıktığı yıllarda sadece Lan bağlantısı ile oynanan bu oyun şimdilerde ise internet üzerinden bir çok sunucusu olan en popüler oyunlar arasındadır. sxe sunucuları gibi…
Her yıl çıkardığı ve geliştirdiği oyunları içinde bir çok oyun modeli ile bulunması satışının oranını dahada artırmıştır. Online oyunlar içerisinde büyük bir yere sahip olan klasik bir oyun olan counter-strike hile kullanılmaması için geliştirdikleri sxe programı ile daha güvenilir bir ortam sağlıyorlar.

Online oyun piyasasında mt2, ko gibi yeni oyunların arasında hala yer alması onun başarılı bir çalışma olmasından ve Lan’dan oynan ilk oyun olmasından kaynaklanıyor. Şimdilerde oyun yöneticisi, sen oyna, cs adası, mygamearea gibi sunucularının bulunduğu büyük bir platform olan cs 1.5 ve cs 1.6, counter-strike modellerinin en çok oynananları arasındadır. Read more
Eki
18
International Basketball Manager Season 2010
Ekim 18, 2010 | Yorumlar Kapalı
Uluslararası Basketbol Mananger – Sezon içinde 2010/11 oyuncular bir basketbol takımının yöneticisi rolüne ve slip out yaklaşık 30 top Avrupa ligleri ve Kuzey Amerikalı profesyonel ligi NBA oluşan bir ekip seçebilirsiniz. Onlar düzenli güncellemeler maruz kaldığından oyuncu ve kulüp veriler her zaman güncel oluyor. Oyun kullanıcılara yükseltme arşiv ya da yeni bir arenada, tüm eğitim ve yapı çok daha fazlası. Her türlü görüntüleme ve yeni yetenekleri taahhüt kendi ekibinin, dinamik 3D modunda oyunlar gibi canlı görülebilir bir yöneticisi, ftasks o. oyun devam ederken, mümkün oyuna istediği zaman müdahale etme, sen, oyuncu alışverişi, yeni taktik yol haritası belirlemek vb setleri…
Eki
18
Summer Challenge Athletics Tournament
Ekim 18, 2010 | Yorumlar Kapalı
In addition to the beautiful graphics, this is more than twenty of detailed types of sporting events. The program of competitions – archery, cycling races, javelin throwing and a disk, swimming, running at various distances, and much, much more. The game is designed for players of all ages: there are four levels of complexity, plus the opportunity to choose between arcade and realistic modes. Create your character and build your career as a professional athlete, to compete with your friends! Summer Athletics – a perfect choice for those who love summer sports.
Eki
18
Football Manager 2007
Ekim 18, 2010 | Yorumlar Kapalı
Football Manager 2007′ye damgasını vuran yeni özellik. Sports Interactive’in forumlarında oyun tutkunlarının en çok istediği kulüplerin pilot kulüpleri olmalı özelliği geri çevrilmedi. Bu yeni özellik tüm yönleri ile gerçek yaşamda umduğunuzu kapsayarak çalışmakta. Kulübünüzü yapılandırabileceksiniz, ufak takımlar ile anlaşacaksınız. Ufak kulüpler kiralık oyuncuları büyük kulüplerden alır veya büyük kulüpler genç yıldızlarının maç tecrübelerini kiralık gittiği kulüpte arttırması için kulüp ararlar. Artık bu imkan FM 2007 ile bizlere sunuluyor. Kulüplerin oyuncuları üzerinde ilk seçeneğe sahip olacaksınız. Pilot takım ilişkileri her bir sezon öncesi yönetiminiz tarafından hazırladıkları listede size basit bir biçimde sorulacak ve buradan seçim yapacaksınız.
Eki
18
SBK 10: Superbike World Championship
Ekim 18, 2010 | Yorumlar Kapalı
With Moto GP failing to wow the world of Superbike racing this year, Tradewest and Black Bean have a real opportunity to pull into first place with SBK X World Superbike Championship.
In an interview with CVG, Milestone Studios Game Director Michele Celetti talks about how the fourth SBK will grab a wider audience by offering the finely tuned racing experience that hardcore fans are used to as well as no-nonesense, pick up and play thrills for newcomers to the sport.
You’ve said that SBK X has been your end goal for along time, that you’ve been working towards this game for the past four years.
We started working on the new SBK license in 2007 so it’s the fourth game instalment but it’s the biggest leap of the series. We always have many ideas ready for the next edition.
If you have to put out a complete game, finished, tweaked every year, you can’t put in everything you’re thinking about every year. So you start planning with a broader cycle and SBK X is the most complete result we have achieved up to now.
Moto GP has to be considered your biggest competitor and the reviews were perhaps a little disappointing for that game this year. Is beating Moto GP always in the back of your mind? How do you think you can capitalise this year? What will put SBK X ahead of Moto GP.
Of course we wanted to make a better game this year. We have two worlds in one game, with the arcade and full simulation mode of SBK X.
They are very different modes with different physics and different experiences. We also have all of the championships and official libraries, riders and so on, we’ve got the legendary roster and that is really really important for us because, although you might not know the current champions or follow current superbike racing, who doesn’t know Carl Fogarty, Troy Bayliss and so on.
So it’s one of our great weapons when it comes to standing out.
Eki
17
mageddon Riders Clutch
Ekim 17, 2010 | Yorumlar Kapalı
Zafere nereden gidildiği hiç belli olmaz..
DiRT, efsane Colin McRae ismini ve serisini devam ettirmek üzere, 2007′nin Haziran aylarında bizlerle buluşmuştu. Görsel olarak çok önemli bir yol kat etmesinin yanında, hasar modellemeleri de inanılmaz gözükmekteydi. Geçtiğimiz aylar içinde, San Francisco’da düzenlenen bir etkinlikte, Dirt’e kardeş geliyor olduğunu öğrendik. Birçok geliştirme ile birlikte DiRT 2, bizlere Off-Road yarış heyecanı ile spor öğelerini bir arada hissettireceğe benziyor. Henüz açıklanan çok az özellik olmasına rağmen, bu kadarı bile özellikle yarış tutkunları için gayet hoş gözüküyor…
Yamuk yumuk yollar
Öncelikle biraz Off-Road kavramından bahsetmek gerekirse, Off-Road hem yarış oyunlarında hem de gerçek hayattaki yarışlara ayrı bir hava katıyor. Mantık, ”Bitiş çizgisine giden her yol mübahtır” şeklinde işliyor. Yani illa ki belirli bir parkuru takip etmenize gerek yok, kestirme yollar kullanabilir ve kendinize daha kısa yollar bulabilirsiniz. Tabii bu tip yollar, genelde yer şekli olarak zorlayıcı, engebeli ve araç kontrolü zor yollar olabiliyor. Kim bilir, belki de kestirme olarak seçtiğimiz yol bizi bir uçurumun kenarına bile sürükleyebilir. Ancak yapımcılar bunu, o noktaya kadar dramatize ederler mi bu bilinmez.
DiRT 2′ye geri dönersek, yapım özellikle Off-Road sistemi üzerine önemli vaatlerle geliyor. Görsel efektler ve hasar modellemeleri için grafik motoru tekrar elden geçirilmiş, daha iyi bir sistem elde edilmiş. Buna göre, çok daha gerçekçi görüntüler ve fizik kuralları ile karşılaşacağız. Off-Road’lar sırasında rastlayabileceğimiz çamur, duman, kir gibi efektler son derece gerçekçi tasarlanıyor. Yağış ve ıslaklıklar için de ayrı bir motor hazırlanıyor ve üstelik aracımızın sürüşüne doğrudan etkileri bulunacak. Yani ne olursa olsun, bu gibi durumlarda kontrolü kaybetmemiz an meselesi olabilir.
“DiRT 2′de görsel efektler ve hasar modellemeleri için grafik motoru tekrar elden geçirilmiş, daha iyi bir sistem elde edilmiş.”
Yapımcılar, DiRT 2′ye stadyum yarışları ekleyecekler. Burada, 40.000 ile 120.000 kişilik seyirciler önünde, her türlü yer şeklinde ralli yarışlarına gireceğiz. Bunun için de özel bir sistem geliştiriliyor, hem görsel hem de atmosfer olarak kendimizi bu kadar kalabalık bir stadyumda hissedebileceğimiz bir sistem yaratılıyor. Evlerinde özellikle iyi ses sistemlerine sahip olan arkadaşlarımız için son derece hoş bir durum bu. Bunların dışında, yarışabileceğimiz parkurlar içinde Londra, Los Angeles, Çin, Malezya ve Hırvatistan gibi yerler olacak. Tabii bunlar DiRT 2′nin içerdiklerinden sadece birkaç tanesi. Esas oyun, bunun gibi dünyanın dört bir yanında farklı yerler içerecek. Hepsinin kendine has yer şekillerinin ve iklimlerinin de olduğunu varsayarsak, her yarış bizim için farklı bir tecrübe olacak diyebiliriz.
Toz duman
DiRT 2 sadece tek kişilik değil, online oyunlarda da iddialı olacak. Gerçek zamanlı olarak, diğer oyuncularla kapışabilecek ve ralli keyfinin tadını online olarak da çıkartabileceğiz. Çeşitli oyun modları bulunacak ki bunlar daha sonra yapımcılar tarafından daha ayrıntılı bilgiler şeklinde verilecektir. Güzel olan bir haber de çıkış tarihi ile ilgili. Codemasters, yapımın bu sene içerisine yetişeceğini belirtiyor. İlk DiRTün üzerinde birkaç geliştirme ve eklenti olacağını da varsayarsak, çok uzun süre beklemeyecekmişiz gibi görünüyor. Şimdiden direksiyonları hazırlayıp, ilk DiRT ile ısınma turlarına geçmenin hiçbir sakıncası yok.
Eki
17
Need For Speed: Most Wanted
Ekim 17, 2010 | Yorumlar Kapalı
Yarış oyunlarının popüler bir hale gelip, ülkemizde yaygınlaşmaya başladığı noktaya “Need for Speed” ismini vermemiz hiçte yanlış olmaz. Henüz ortalıkta gelişmiş konsollar yokken, o eski PC’lerimizde Need for Speed ile nasıl eğlendiğimizi hatırlıyormusunuz? Daha sonra Need for Speed 2 çıkmış ve bizi eğlendirmeye devam etmişti (hatta PlayStation’dada çıkmıştı bu oyun), ve bunu takip eden Need for Speed III: Hot Pursuit, polisten kaçarak yasa dışı hız yaptığımız en eğlenceli oyun olmuştu. Şimdi ise aradan uzun yıllar geçti ve trafik kuralları çoğu yarış oyunları tarafından ihlal edildi (Burnout serisi) ve bazıları tarafından ise tam bir simulasyon’a (Gran Turismo, Forza Motorsport) dönüştürüldü. Need for Speed: Most Wanted ise ne Burnout kadar çılgın bir oyun, nede Gran Turismo kadar gerçekçi bir oyun. Hot Pursuit 2’nin vermeyi başaramadığı eğlenceyi verip Underground 2’nin sıkıcı olmaya başladığı noktada bizi eğlendirmeye devam edecek bir oyun olarak karşımızda olduğunu söyleyebiliriz. Aslına bakarsanız, Need for Speed: Underground 1 ve 2’deki yasa dışı yarış, ve benzeri modlar geri dönüyor bu oyunda, fakat Hot Pursuit’teki polisle kapışmanın verdiği eğlenceyi üzerine ekleyerek, vede en önemlisi daha canlı ve göze hoş gelen ortamlar ile birleştirerek.
Teşekkürler EA Canada
Need for Speed: Most Wanted’ın demosunu yaklaşık 1-2 ay önce ofisimizde oynama şansını yakalamıştık. Oyunun Xbox versiyonunu denemiş olmamız ve oyundaki dengesiz saniyedeki kare sayısı bu oyunun geleceği hakkında bazı şüpheler uyandırmıştı bizde. Özellikle oyunun Xbox 360 versiyonunun videolarını izleye izleye o kadar kaliteli grafikler ve akıcı bir kare sayısına gözümüz alışmışken, oyunun demosu bizi açıkçası üzmüştü. Grafikler şimdiki nesil için fena olmasada, oyunun görüntü hızının bu denli yavaş olması gerçektende oyuna çok şey kaybettiriyordu. Fakat EA Kanada stüdyoları bütün bu yaşadığımız hayal kırıklığının boşu boşuna olduğunu biz gösterdi. Çünkü oyunun tam sürümü tüm konsol sistemlerinde sağlam 30 FPS’lik bir hızla vede akıcı bir biçimde çalışıyor! Need for Speed: Underground serisini sevipte Hot Pursuit’e özlem duyan kişiler daha ne isteyebilirlerki?
Oyunun tabiiki basitte bir hikayesi var, gerçi bununda The Fast and The Furious veya benzeri filmlerden pek bir farkı yok. Polisler, rakiplerimiz ve kara listeler arasında geçen bir sokak yarışı çekişmesi olarak özetleyebiliriz. Hikaye olsada çok etkileyici değil tabiiki, fakat Need for Speed: Underground 2’de buna benzer ufak bir deneme yapmışlardı ve Most Wanted’ında basitte olsa bir hikayesinin olduğunu bilmeniz yeterli. Hikayeyi takip edersiniz veya etmezsiniz, bu size kalmış, sonuçta oyunu etkileyen bir faktör değil. Bu arada hikaye akışı içersindeki videolarda gerçek aktörlere yer verilmiş. Evet, böyle bir şeyi görmeyeli uzun zaman olmuştu, artık oyun dünyası kendi karakterlerini 3D olarak yaratmayı seviyor ama bu şekilde bir yaklaşım bence Most Wanted’a yakışmış.
Grafikler
Oyunun grafiksel olarak tatmin edici olduğunu ve her sistemde oldukça stabil bir biçimde çalıştığını söylemiştim zaten (PC’de sahip olduğunuz sisteme göre değişebilir tabiiki bu stabilite). Hangi sistemde oynarsanız oynayın kesinlikle göze hoş gelen bir oyun Most Wanted. Çoğu multi-platform oyunda olduğu gibi bu oyundada PlayStation 2 versiyonu diğerlerinin gerisinde kalıyor biraz tabiiki. Çözünürlük ve genel anlamda renk derinliği olarak daha donuk PlayStation 2 versiyonu oyunun ama yinede aynı eğlenceyi vermekten uzak değil. Çevre ve yol oyunda çok detaylı durmuyor aslında, fakat arabaların gerçektende güzel gözüktüklerini söyleyebiliriz. Özellikle bazen polisler ile beraber rampalardan sıçrayınca, arabanızı dıştan gösteren sinematik kamera açıları gerçektende etkileyici olabiliyor. Kamera demişken, nedense oyunun PlayStation 2 versiyonunda oyun içi kamerasını oyunun ayarlar menüsünden değiştirmek zorunda kalıyorsunuz (diğerlerinde durum böyle değil), bunun nedenini anlayabilmiş değiliz. Yinede oyun her platformda oldukça güzel gözüküyor, ve hızı hissetirmeyi başarıyor. Tabiiki Burnout gibi çılgınca bir hız beklemeyin bu oyundan ama NOS kullandığınızda oyundaki bulanıklık efektleri ve arkada iz bırakan ışıklar ile hızı görebiliyorsunuz en azından.
Yarışmaya başlayın!
Oyunda artık “kara liste” (black list) denilen bir yarış listesi var, bu listede yarışacağınız rakiplerinizi görüyorsunuz ve diğer yarışçıların kara listelerine girerek daha üstün ve tehlikeli bir yarışçı olduğunuzu kanıtlıyorsunuz. Daha önceden tanıdığınız circuit, drag (çok daha hoş bir hale gelmiş), sprint oyun modlarıda geri dönmüş. Fakat kara listenin önem kazandığı tek oyun modu kariyer modu tabiiki. Kara listeye genel olarak baktığımızda aşağı yukarı 15 tane önemli yarışçı var ve bu yarışçıların kara listelerine girip onlar ile yarışabilmeniz için nereden baksanız 8-10 yarış yapmanız ve başarılı olmanız gerekiyor, buda oyunun kariyer modunun oldukça uzun ve dolu dolu olduğunu göstermeye yeter size herhalde. Yarışları bu şekilde gerçekleştirip, kariyerimizde ilerleme kaydederken, polislerden kaçmakta diğer önemli bir etmen haline geliyor. Yarışların sonunda eğer peşinide polis varsa onlardan belli bir süre yakalanmadan kaçmanız yada izinizi kaybettirmeniz gerekiyor. Bütün bunlar biraz kendini tekrar ediyor hissini verebilir size ama polislerden kaçmakta, yarışmakta çok keyifli.
Yarışları kazanarak para kazandığınızı ve listelerde yukarıya çıkarak daha fazla araba, modifiye ve benzeri ekstraları açtığınızı söylememe gerek yok herhalde, çoğu yarış oyununda artık bir klasik ilerleme sistemi haline geldi bu. Oyunda bazı gizli ekstralarda yok değil, bunlar para ödülleri, gizli araba parçaları ve hatta sizi polislerin elinden kurtaracak şeyler olabilir. Bu gibi ekstralar için uyanık olun. Oyundaki para ve modifiye sistemide oldukça iyi dengelenmiş. Oyunun başlarında iyi para kazanıpta arabanızı inanılmaz bir canavar haline getirip refaha ulaşmanız mümkün değil. Dediğim gibi para kazanmanız, kariyerinizde üst sıralara çıkmanız ve yeni modifiye olanakları açmanız hep doğru orantılı ve dengeli bir şekilde ayarlanmış. Modifiyede zaten görsel ve performans geliştirme olarak ikiye ayrılıyor ve modifiye olanakları önceki Underground oyunları ile tamamen aynı diyebiliriz.
Oyunun on-line oyun modunun olduğunu, ve EA’in yarış lobilerinde araba alım satımı bile yapılabildiğinide hatırlatırım. Gerçi ülkemizdeki sınırlı on-line ulaşım sistemi nedeni ile (özellikle konsollarda), bu gibi olanaklardan ne kadar faydalanabileceksiniz bilemem.
Matrix, Max Payne, Need for Speed!
Ne alaka demeyin, Matrix, Max Payne ve Need for Speed’in ortak bir noktaları var artık. “Bullet time” denilen ve artık pek çok oyun ve filmde kullanılan yavaş çekim modu! Oyunda artık SpeedBreaker ismi verilen bu özelliği kullanarak oyundaki bazı özel durumlarda avantaj sağlayabiliyorsunuz kendinize. Örneğin yolda büyük bir hızla giderken karşınıza bir tır çıkıyor ve hızınızı ayarlayarak geçmeniz çok zor, hemen bu özelliği kullanarak zamanı yavaşlatıp tırın altındaki boşluktan geçebiliyorsunuz. Tüm yarış modlarında size büyük avantajlar sağlayabiliyor bu özellikte. Polislerden kaçarkende bu özelliğin yanı sıra, yıkılıp dökülebilen çevreninde faydasını görüyorsunuz. Örneğin altından geçtiğiniz bir balkonun tahta ayaklarını kırarak arkanızdan gelen polislerin üzerlerine göçertip onları durdurabiliyorsunuz. Polislerin bu oyunda aşırı derecede agresif olduklarını ve çevrenizi kaş ile göz arasında sarabildiklerini düşünürsek, çok güzel bir özellik bu.
Oyunun fizik motoruda öncekilere göre büyük değişikliğe uğramış. Simulasyon oyunlarında olduğu gibi arabanın ağırlığını ve kontrolünü daha çok hissedebiliyorsunuz artık. Eskisi gibi 180’le giderken virajları kolayca almanız mümkün değil, çünkü artık arabanız gerçekte olacağı gibi ağır ve böyle bir hızda gövdesini çevirebilmek için sürücünün yeteneğini gerektiriyor. Arabayı kaydırmak, drift atmak buna bakarsak daha zor bir halde fakat arabanın ağırlığını ve gerçekçiliğini hissederek bunları yapmayı denemek çok daha eğlenceli. Fakat fizik motoru daha gerçekçi olduğunu her yerde belli ediyor. Örneğin bir duvara direk çarptığınızta gaza basarak sağa veya sola doğru gitmeniz arabayı kurtarmıyor, arabayı gerçekte olacağı gibi geri alıp kurtarmanız gerekiyor ve buda yarışlardaki olası kazalarda size çok vakit kaybettirebiliyor, ama artık zamanı yavaşlatabiliyoruz öyle değilmi? Kazalardan sakınmak daha kolay en azından.
Kocaman bir şehir
Need for Speed: Underground 2’de getirilen açık şehir sistemi, bu oyundada geri dönüyor. Oyunda sadece yarış pistleri yerina olabildiğince açık ve heryeri gezebileceğiniz bir şehir var. Yarışlar sırasında tabiiki yolu belli etmek için yoll ayrımları bazı sanal işaretler ile kapatılarak bir pist görünümüne sokuluyor ama yarış bittiğinde peşinizde polisler varsa, bu geniş şehirde istediğiniz yere, istediğiniz şekilde kaçma şansına sahipsiniz. Most Wanted\’da bir yarışa katılmak için şehirde gezinmeye üşzeniyorsanız, hızlıca yarış noktalarına ulaşmanızı sağlayan bir atlama sistemide var. Şehirde arabanız ile gezinmeniz her ne kadar eğlenceli ve keyifli olsada, eğer sadece yarışmak ve gezinmek ile vakit kaybetmek istemiyorsanız bu sistemi kullanabilirsiniz.
Yolların yarış sırasında piste dönüştürülmek için sanal işaretler ile çevrildiklerini söylemiştim, fakay yinede bu belli bir seviyeye kadar oluyor. Oyunda hala farklı bir kaç yolsan gitme, kestirme ve ara sokaklara girmek gibi değişik şanslarınız var. Aslına bakarsanız o kadar çok kestirme ve yol ayrımı varki, bazen kendinizi hiç sınırlanmamış bir şekilde diğer noktaya ulaşmaya çalışıyor sanıyorsunuz (Midnight Club oyunlarında oladuğu gibi.
Eki
17
Blur – 2010
Ekim 17, 2010 | Yorumlar Kapalı
Hızlı ve acımasız sokak yarışları!
Çoğu oyuncunun yarış türündeki yapımlara karşı büyük tutkusu vardır. Need for Speed piyasaya ilk çıktığı zamanlarda oyun severler tarafından beğenilmiş ve benimsenmişti. Gelişen teknoloji karşısında eriyip gitmeyen ve daha güçlü bir şekilde piyasada yüksek yerlerde yer edinmeye başlamıştı. Bu durum bizi, Need for Speed serilerinden daha iyi ürünler yapılabilecek mi diye düşünmeye zorladı. Şimdi sıkı durun! Pist yarışlarından kurtulup şehir sokaklarına geri dönmek, burada yapabildiğiniz en yüksek hıza ulaşıp, bir de rakiplerinize arabalarınızdan ateş ederek onları yoldan çıkarmak ister misiniz? İşte Blur size bu zevki yaşatmaya hazırlanıyor.
Bluru, Project Gotham Racing serisi ile akıllarda son derece iyi bir yer edinen Bizarre Creations geliştiriyor. Yayıncı Activision Blizzard, Blurun Call of Dutynin FPS türünde elde ettiği başarıyı, yarış oyunlarında elde edeceklerini ve Bizarre Creationsın yapımcı olmasının son derece önemli bir nokta olduğunu söyledi.
“Blur’u, PGR serisinin yaratıcısı Bizarre Creations yapıyor.”
Hız tutkudur
Önceleri kasım ayında piyasaya çıkacağını söylenen Blur, bir kaç kez ertelendi ve son olarak 2010 yılının şubat ayında piyasaya çıkartılacağı kesinleşti. Yapımcı firma bu ertelemelerin, daha gerçekçi bir oyun yaratmak ve oyunculara son derece zevkli anlar yaşatabilmek için olduğunu dile getirdi.
Türe farklı bir bakış açısı getirecek olan Blur, arcade tarzında bir sokak yarışı olacak. Yapımda tamamı lisanslı 55 otomobil paramparça edilebilecek. Sokaklarda kuralsız yarışlara girebileceğimiz oyunda son derece hızlı arabaları kontrol edebileceğiz ve elektrik yardımıyla, rakiplerimizi oradan oraya savurup yoldan çıkarabileceğiz.
Blur, harita üzerinde bulunacak olan 20 otomobilin, bitiş çizgisine ulaşıncaya kadar birbirleriyle savaşmalarına tanık olacağımız sahnelerle dolu olacak. Los Angeles, San Fransisco, Barcelona ve Londra gibi şehirler, yapımın bize sunacağı yarış mekanlarında örnek olarak gösterilebilir.
Bir yerden nitro bulmam gerekiyor
Yol üzerinde Mine, Shunt, Nitro, Barge ve Shock olmak üzere beş bonus bulunacak. Mine, aracımızın arka tarafından yola mayın bırakma imkanı verecek. Shunt, aracımızın ön tarafından yapılabilecek orta derecede bir atak olacak ve bir süreliğine kullandığımız kişinin kontrol kaybetmesini sağlayacak. Nitro, aracımızı hızlandırmaya yarayacak. Shock ise, yine aracımızın ön tarafından yapılabilecek bir atak ve yarıştığımız parkur üzerinde birden fazla araç üzerinde etkili olacak.
“Yapım grafiksel yönden iyi olacak gözüküyor.”
Grafiklerin bu zamana kadar yayınlanan görüntülerindeki gibi olacağını açıklayan firma sözünü tutarsa; tasarımları, araçların modellemeleri, gerçekçi hasarlar ve rakiplerimizi yoldan çıkarmak için kullanabileceğimiz elektrik akımlarının görselliği ciddi anlamda göze hoş gelecek gibi gözüküyor.
Acımak yok, birinci ben olmalıyım
Modifiye seçeneğininde bulunduğu oyunda, en önemli unsurlardan birisi kesinlikle multiplayer bölümü olacak. 20 yarışçıya kadar destek verecek olan online özelliği dışında, 4 kişilik Split-Screen özelliği bulunacak. Sonuç olarak; Blur, yarış oyunları tutkunlarının ilgisini çekeceğe ve adından söz ettirecek gibi gözüküyor.
Eki
17
2XL Supercross
Ekim 17, 2010 | Yorumlar Kapalı
Eki
17
Kadinlardunyasi.com | Kadinlara Dair Herşey
Ekim 17, 2010 | Yorumlar Kapalı
Uzun bir aradan sonra tekrar yayın hayatın başlayan http://www.kadinlardunyasi.com, bayanlar hakkında bir çok konuda bilgiler sunmaktadır. Moda, estetik, güzellik, saglik, bakım gibi birçok dalda tüm güncel bilgileri sizinle paylaşan web sitemize sizleri de bekliyoruz.
Kadinlardunyasi.com olarak amaçlarımız, bayanların günlük hayatta dikkat etmeleri gereken bilgileri sunmaktır. Sitemizden kesinlikle ürün satışı olmamak ile birlikte sadece güncel ve özgün yazılar bulunmaktadır. 2011 modası ile ilgili birçok yazıyı da yine sitemizden bulabilirsiniz.
Eki
16
Football Manager 2010
Ekim 16, 2010 | Yorumlar Kapalı
Türkçe dil desteğiyle Türk oyuncuların gönlünü çelen Championship Manager 2010, an itibariyle piyasadaki en güncel menajerlik oyunu olmasının da verdiği avantajla hakimiyet ele almış durumda Ne var ki serinin önceki oyunlarına göre katbekat geliştirilen oyun, yine de Football Manager 2010’u bekleyen oyuncuları pek tavlayamamış gibi görünüyor Biz de bu sırada FM 2010’un preview versiyonunu ele geçirdik ve serinin yeni oyununda bizleri bekleyen yenilikleri teker teker teste tabi tuttuk
Bu yıl FM serisindeki en büyük değişim, ara yüzün tamamen elden geçirilmesi olmuş FM 2010’da, yıllardır alışık olduğumuz soldaki menü ortadan kaldırılmış ve tümü yukarıya taşınmış Bu sayede aşağıda çok daha geniş bir alan sağlanmış ki bu da hem tek bir ekranda daha fazla bilginin görüntülenmesini, hem de maçların daha geniş açılarla ekrana yansıtılmasını sağlamış Ekranın en tepesine ise takvimin birkaç günlük kısmı eklenmiş Böylece önümüzdeki birkaç gün içinde neler olacağını kısa yoldan öğrenebiliyoruz
Oyunun maç motoru, her yıl olduğu gibi bu yılda elden geçirilmiş ve geliştirilmiş Futbolcular ve takımınız; oyunu kurma, açma, gole gitme ve savunma yapma konusunda tamamen gerçekçi kararlar veriyor ve maçı izlerken seyir zevki sağlıyorlar Ancak FM serisinin maç motorunun bir dezavantajı da CM 2010 ile ortaya çıktı CM 2010’un maç motoru, temeli açısında mükemmel olmasa da görsel açıdan çok iyi görünüyor Özellikle de “motion capture” teknolojisinin kullanımı, oyuncuların hareketlerini bir hayli estetik ve gerçekçi kılıyor FM 2010’da ise maç motorunun mantığı kusursuza yakın işlerken, görsel açıdan CM 2010’un yanında biraz zayıf kalıyor Yine de görselliği gerçekçiliğe tercih edecek değiliz
FM 2010’un taktik açıdan oyuna getirdiği bir yenilikse Tactics Creator, yani taktik editörü Artık tamamen kendi tercihlerimiz doğrultusunda bir taktik yaratabiliyoruz Çeşitli aşamalardan oluşan taktik editörü ile oyuncuların diziliminden, takımın felsefesine kadar birçok kararı kendimiz vererek mükemmel taktiğe ulaşabiliriz Bu konuda kontrolü tamamen oyuncuya bırakan yapımcılar, kolaylıkla taktik oluşturabilmemiz için Tactics Creator’ı oyuna eklemiş Ayrıca futbolculara özel birçok taktik verilebilmesi de çeşitliliği arttırıyor Son olaraksa oyunun yeni maç analiz sisteminden bahsetmek isterim Artık biten maçlar hakkındaki tüm detayları Match Analysis aracıyla öğrenebiliyoruz Her bir futbolcunun verdiği tüm pasları ve attığı tüm şutları hem taktik ekranında, hem de üç boyutlu olarak maç motorunda görmek mümkün Bu da takım üzerindeki hakimiyetimizi ve kontrolünüzü maksimuma çıkarıyor
Eki
16
FIFA 08
Ekim 16, 2010 | Yorumlar Kapalı
Gerçek profesyonel oyuncular gibi maçlar çıkarmanıza olanak tanıyan oldukça geliştirilmiş görsel efektler ile süslü mükemmel bir futbol oyunu… Günlük olarak bir çok fanatiğinin internet ortamında birbiri ile maçlar yaptığı bu güzel futbol oyunu ile artık bilgisayarınızın başında kalkamayacaksınız.
FIFA 2008 yeni jenerasyon oyun motoru ile Xbox360 video oyunları kategorisinde maksimum görsellik ile çalışabilmekte. Ayrıca Playstation 3 oyun konsolu versiyonunda da size aynı hisleri yaşatıyor. Bu hisler ne mi? Tabiki kendinizi gerçekten o çim sahadaymışsınız gibi hissetmeniz…
Artık FIFA 2008 şut sistemi ile de daha önceki oyunlardan çok daha eğlenceli şekilde oyunlar oynayabilir ve harika şutlar çıkarabilirsiniz.
FIFA 2008 ile artık gerçek hayattaki popüler futbolcular gibi bir oyun stili yaratabilir ve eşsiz bir konuma gelebilirsiniz. Ayrıca en mükemmel gollerinizi en iyi hareketlerinizi driplinglerinizi ve hatta paslarınızı FIFA 2008 internet sitesine upload edebilir ve başarılarınızı diğer tüm FIFA 2008 fanatikleri ile paylaşabilirsiniz.
Ödüllü Interaktif Lig tabloları ile Xbox 360 ve PS 3 konsolları üstünde an ve an yapılan güncellemeler sayesinde kendinizi gerçek dünya futbolunu da izlerken bulabilirsiniz.
FIFA 2008 oyununda 620 lisanslı takım, 30 resmi lig ve 15.000 den fazla lisanslı oyuncu bulunmaktadır!
Kilit Özellikler:
- Mantıklı Şutlar Oldukça gelişmiş bir teknoloji sayesinde artık siz tam şut çekmeye hazırlanırken ki durumunuz süratiniz kaleye bakış açınız şutunuzun isabet oranını belirleyen ana etmenler olacak. Bu sayede saçma şutlar artık direkt olarak ağlara gidemeyecek.
- Profesyonel olun tıpkı gerçek profesyonel futbolcular gibi düşünün ve davranın. Çevrimdışı antremanlar ile oyuncularınızı her daim hazır tutun. Ve oyun içerisinde belirlenmiş oyuncular üzerine yapacağınız zum ve odaklanmalar ile ataklarınızı daha rahat yönetin.
- Zeki Oyun Geliştirilen yapay zeka sayesinde 35 nokta hareketine göre rakip futbolcuların size veya topa hamle yapması için tam olarak 1.000 farklı tepki seçenekleri bulunuyor. Bu sayede her dakikada tam olarak 60.000 farklı tepki ile size ne kadar dişli rakipler olduklarını gösterebilecekler. Tabiki takımların güçlerine göre bu tepki sayıları artıyor ve azalıyor. Ve size tam bir gerçekçilik sunuluyor…
- Gelişmiş Kontroller Orta açarken veya pas verirken ki kontrollerinizi yaparken tıpkı gerçek pozisyonlara bürünün. Oyun kollarındaki tuşları kullanarak hangi oyuncuya pas atmak istiyorsanız onu seçip anında ona pas atabilirsiniz.
- Mükemmel Yetenekler Organik bloklama sistemi sayesinde süper yıldızların hareketlerini tıpkı onlar gibi yapın ve takımınızı ateşleyen adam olun. Oldukça gerçekçi şekilde driblingler yapın ve takımınızı zaferden zafere taşıyın. Ve taşırken de süper zaman geçirin.
- Online Ligler Internet ortamındaki arkadaşlarınız ile lig maçları yapmak istiyorsanız hemen Tools bölümüne gidin ve kendi interaktif liginizi veya turnuvanızı yaratın. Ve keyifli saatler geçirin.
- EA SPORTS İnteraktif Ligleri (Playstation2!) F.A. Premier Ligi, Alman Bundesliga, Fransa 1. Ligi, Meksika 1. Ligi için geçerli olan bu interaktif ligler ile sizin gerçek hayattaki takımınız ile aynı sürelerde aynı rakiplere karşı maçlarınızı yapın. Yani örneğin takımınız Newcastle United bu hafta gerçek hayatta Tottenham Hotspur ile karşılaşıyor Premier Lig’de, siz de FIFA 08′de Newcastle ile oynarken o hafta sonu Tottenham Hotspur ile maç yapıyorsunuz. Internet bağlantınızın olması gerekiyor tabiki bu uygulama için. Ve orjinal FIFA 08 oyununa sahip olmanız gerekiyor.
Eki
16
18 Wheels of Steel Pedal to the Metal [Türkiye Map]
Ekim 16, 2010 | Yorumlar Kapalı
Boyutlarının bir oyunun kalite ve oynanılabilirliğini ne ölçüde etkilediği ya da istatistik bilimine ne kadar inandığınızı bir kenara bırakıp tamamen tarafsız bir biçimde elinizdeki tek cd’nin üzerindeki, içindeki diğer ıvır zıvırlarıda katarsak, 150 mb’ı geçmeyen veri izine bakarak bu yapımın açıkça sınıfta kaldığını söylemek mümkün.
Ancak hala insanların fanatiklik derecesinde beğendiği ve oynadığı bir disket boyutunu bile aşmayan onlarca oyunun varlığını da kimse inkar edemez. Çoğu insan için bir DVD dolusu çöplüğün yerine tabi ki bir disketlik küçük ancak eğlenceli bir yapım çok daha tercih edilebilir konumda. Öte yandan, yine de ana kriterlerden biri olmasa da günümüzün 3d oyunlarının yüksek sabit disk alanı gerektirdiği de kesinlikle inkar edilemez. Bu yüzden 18 WoS: Pedal to the Metal’i değerlendirirken hayal gücümüzü 89mb bir oyundan beklentilerimiz üzerine kurmaya çalışırsak daha sağlıklı sonuçlar alabiliriz.
Hard Truck serisi ile başlayan ve zaman içerisinde 18 Wheels of Steel adıyla süren kamyon, çekici ya da taşımacılık simulatörü kavramı her ne kadar çok popüler yapımların arasında kendisine sağlam bir yer edinemese de belirli bir oyunsever kitlesinin sürekli takip ettiği bir seri halini almayı başarmıştı. Yapımcı serinin yeni oyunu 18 Wheels of Steel: Pedal to the Metal ile bu kez daha büyük bir başarı yakalamayı planlıyor. Yeni yapımın belirgin yenilikleri arasında daha da güçlendirilmiş simülasyon tarzı oynanış, genişletilmiş bir harita ve çok daha detaylı grafiksel efektler ve detay altyapısı gösterilebilir.
Öncelikle yapımın konusunda net bir değişim söz konusu değil. Her zaman olduğu gibi kamyonunuzla kargonuzu alıp istenilen şehre zamanında götürmeniz gerekiyor. Ancak küçük detay değişimlerden de bahsetmek gerekiyor. Öncelikle oyuna başlarken bir işvereniniz oluyor. Bu da, kamyonun size ait olmadığı ve sadece size verilen görevleri yapabileceğiniz anlamına geliyor. İşvereniniz performansınıza göre kamyona çeşitli takviyeler yapıyor ve belirli bir seviyeden sonra daha iyi bir kamyon modeline terfi ediyorsunuz. Paranız belirli bir seviyeyi geçtikten sonra ise kendi kamyonunuzu satın alıp kendi işinizi kurmak mümkün oluyor. Böylece serbestçe çalışabiliyorsunuz. Daha da ileri gitmek isteyen oyuncular için ise para kazandıkça kendi şirketleri için filo kurup yönetebilmeleri sağlanmış.
Bir önceki yapımda bulunmayan fakat daha eski Hard Truck serilerinden hatırladığınız uyku seçeneği bu yeni yapımda da kendisine yer bulmuş. Böylece belirli aralıklarla otellerde, ya da dinlenme alanlarında park edip uyumamız gerekiyor. Aksi takdirde sürücümüz yolda uyuklamaya başlıyor ve ekran kararıyor. Tabi bu da kontrollerin zaten zor olduğu bir oyunda yol ortasında kazaya sebep olabiliyor. Ancak istenildiği takdirde bu özellik oyunun başında kapatılabiliyor.
Bir başka yenilik ise genişletilen harita olmuş. Önceki oyundan hatırladığımız ABD’nin eyaletlerine ek olarak kuzeyde Kanada ve güneyde Meksika’da sınır ötesi yerlere de taşımacılık yapabiliyoruz. Bu durum oyuna yeni bir kavramın, gümrük/sınır kapılarının girmesini sağlamış. Bu geçişlerde durup kontrolden geçmek zorunlu hale getirilmiş. Yapımcılar oyunun temposunu oldukça düşürmüş. Bu durum da haritanın bir ucundan diğerine özellikle güçsüz bir kamyonla yaklaşık bir saate yakın, hatta bazen daha fazla yol almanız gerektiği anlamına geliyor.
Oynanıştan bahsetmek gerekirse, yeni yapımın eskilere oranla çok daha zor bir oyun olduğunu belirtmek gerekiyor. Yeni haliyle yapım bir gerçek bir simülasyona dönüşmüş. Öncelikle kamyonu sürerken asla hız duygusunu alamıyorsunuz. Aslında yavaş gitmiyorsunuz ancak hem yolun uzun olması hem de kamera açıları sizi bir şekilde yanıltıyor. Bu yüzden eski yapımları oynayanlar yeni oyunda zorlanmaya hazır olsunlar. Örneğin 50 mil hızla giderken dahi fren mesafenizi çok iyi gözden geçirmeniz gerekiyor. Önceki yapımlarda olduğu gibi 200 tonluk aracı pat diye durdurabileceğinizi sanıyorsanız bu kez yanılıyorsunuz. Bu durum özellikle trafikte heyecanlı anlar yaşamanıza sebep olabilir. Yapımcılar simülasyon havasını güçlendirmek adına oyunun bu açıdan gerçekçiliğini arttırmışlar. Eğer etkili bir fren yapmak istiyorsanız freni kullanırken aynı zamanda motor frenini de (B tuşu) kullanmanız gerekiyor. Tabi bu 500-600 metre! olan normal fren mesafenizi 300-350 seviyesine indiriyor. Tabi bir anlık dalgınlıkla hızlı giderken yoğun trafikte kırmızı ışığa yakalanırsanız yapabilecekleriniz bu iki freni yaparken bir de boşluk tuşuna etkili bir yumrukla basıp el frenini çekmek ve dua etmekle sınırlı. Şaka bi’ yana bu araçların fena halde frenleri tutmuyor. Bunun sim tarzı oynanışı güçlendirmek adına yapılıp yapılmadığı ya da bir çeşit hata mı olduğu ise açıkçası bir soru işareti.
Fiziksel motorda yapılan değişiklikler bununla kalmamış aracın direksiyon tepkileri de oldukça değişmiş. Bir önceki yapımda kokpit kamerasından oyunu (klavyeyle) rahatça oynayabilirken yukarıda saydığımız fren problemi ve temponun düşmesine ek olarak aşırı direksiyon tepkileri nedeniyle dış kamera açılarından oynamak çok daha mantıklı görünüyor. Neyse ki oyunda sabit ve hareketli birçok kamere açısı bulunuyor. Özellikle şehir içinde aracı kullanırken ve köşeleri dönerken ’5′ no’lu aktif kamera açısı gayet kullanışlı oluyor, şiddetle tavsiye edilir. Eğer 360 derece dönebilen ve titreşimli bir direksiyon setine sahipseniz oyundan çok daha fazla zevk alabilirisiniz.
Aslına bakarsanız yapımın göze çarpan ilk özelliği grafik detayları. Kamyon çizimleri olabildiğince detaylı yapılmış ve bir önceki yapımla karşılaştırdığımızda en az 10 kat daha fazla poligon içeriyor. Prism3d adlı bir önceki yapımdan tanıdığımız OpenGL tabanlı bir grafik altyapısının geliştirilmiş sürümü üzerine oluşturulan oyuna eklenen yeni efekt düzenleri yapıma ayrı bir hava katmış. Ayrıca seride ilk defa kullanılmaya başlanan shader modellemeleri de detaylı araçların görsel bütünlüğünü pekiştiriyor. Oyunda her ne kadar lisanslı olmasalar da 1952 modelden 2003 modele kadar 17 farklı kamyon (aslında ‘çekici’ demek daha doğru) bulunuyor. Yapımcı firmanın günümüzün milyarlarca Euro sermaye hacmine sahip firmalarından biri olmamasının acı bir gerçeği bu. Ancak kamyonlar orijinal tasarımlarının aynısı. Belki hoşunuza gider diye araçların orjinal isimlerini de yazmakta fayda var sanırım.
Frisk L9C: “1980 Ford CLT 9000″
Forerunner Aggressor: “2003 Freightliner Argosy”
Forerunner 21C: “2002 Freightliner Century Class”
Intrepid: “1980 International 9200″
Intrepid Eagle: “1992 International 9300 Eagle”
Kinetic 1K1:”1978 Kenworth K-100E COE”
Kinetic 2T2: “2003 Kenworth T-2000 ‘Magnum’”
Kinetic 9W9: “2002 Kenworth W-900L ‘Castle’”
Metalhorse 61HC3: “2000 Mack CH-613″
Metalhorse Vision: “2002 Mack CX-613 Vision”
Pacific 351: “1952 Peterbilt 351″
Pacific 362: “1986 Peterbilt 362″
Pacific 379: “2003 Peterbilt 379X”
Pacific 387: “2004 Peterbilt 387″
Stormrage S9513: “2002 Sterling Silver Star 9513″
Volcano 7NV7: “2003 Volvo VNL 770 ‘Volcano’”
Whiplash 9004: “2000 Western Star 4900EX” (!!!)
Bu araçların oyunun ana menüsünde ‘Trucks’ adlı kısımda tasarımlarını incelemek mümkün. Bunun dışında 70′in üzerinde kargo türünü 40 farklı römorkla oyunda taşıyabiliyoruz. Ancak araç tasarımlarına sağlanan gelişme maalesef çevresel tasarımda ve hasar modellemelerinde aynı düzeyde gerçekleşmemiş. Önceki yapımlara göre şehir ve yol tasarımlarında belirgin bir değişim olsa da, kamyonlarda olduğu kadar detaya gidilmemiş. Trafikteki diğer araçlardaki detay seviyesinde de küçük rütüşlar haricinde herhangi bir değişimden bahsetmek gerçekten güç. Bu durum kamyonların grafiksel atmosferle uyumluluğunu olumsuz etkiliyor. Buna karşın suyun üzerindeki güneş yansıması, toprakta ilerlerken toz efektleri ve yağmur efekti takdire değer gelişmelerden sayılabilir. Ancak dinamik ışıklandırmaya yapımcının ön farlar ve kokpit haricinde neredeyse hiç yer vermemesi önemli bir eksik. Basit birkaç ‘lens flare’ yansıma efekti bile çok hoş olabilirdi.
Oyundaki yeterince detaylı düzeydeki seçenekler menüsünden gerekli sistem ayarlarını yapmak mümkün. Bu kısımda ekran kartınız için en uygun olan Shader modellemelerini de seçmek mümkün. Ancak yeni nesil (Shader Model 2.0 ve üzerini destekleyen) ekran kartlarına hitab eden ARB-2(fvp) adlı seçenek oldukça sorunlu. Yine de programlanabilirliği yüksek bir yapım olduğu anlaşılabilen Pedal to the Metal için yapımcılar umarım bahsettiğimiz hataları ve sorunları düzelten ve yeni eklentiler içeren yamalar hazırlayacaktır.
Ses ve müzik açısından da yapım maalesef güncel bir oyuncunun beklentilerini karşılamaktan uzak. Ses efektleri açıkçası o kadar da etkileyici duyulmuyor. Sadece önceki oyundan birkaç düzeltme ve belli belirsiz yeni sesler bulunuyor. Ayrıca motor sesleri ve kornaları üzerinde de biraz daha özenli çalışılabilirdi. Müzik konusuna gelince yapımcı oyuncuyu bu konuda serbest bırakmış. Oyunla birlikte herhangi bir müzik gelmemesine rağmen oyunda entegre bir ogg vorbis çalıcısı bulunuyor. Bu şekilde kendi müziklerinizi belirlenen klasöre kopyalayıp oyun içerisinde çalmak mümkün. Ancak yine de arkaplanda çalışan media player benzeri programlar bu arabirime tercih edilebilir. Bunun dışında ana menüde çalan parça haricinde oyunda müzik yok.
Yapay zeka konusunda da oyunun ciddi problemleri bulunuyor. Trafik akışı özellikle kavşaklarda sorun yaratabiliyor. Ayrıca araçlar kamyonunuzu sollarken bazen karasız kalıyorlar. Bu durum kamyonun arkasında uzun araç kuyrukları oluşturuyor. Bunun dışında köprülü otoban kavşaklarında yavaş ilerlemeleri frenleri zaten zor tutan aracınızla size zorluk çıkarıyor.
Bir başka eksiklik ise oyunun çoklu oyuncu (multiplayer) desteğinden yoksun olması. Bu durum yapımın oynanabilirlik ömrünü büyük ölçüde azaltıyor. Halbuki çoklu oyuncu seçenekleri yapımı çok daha farklı bir boyuta taşıyabilirdi.
Sonuç olarak her ne kadar bütün beklentilerimizi karşılayamasa da 18 W.o.S: Pedal to the Metal kendi çapında türünün en iyi örneği. Ancak bir oyun bu kadar da sade olmamalıydı derken yapımcının olanaksızlığını da göz önünde tutmak gerekiyor. Yapımda müziklerin olmaması, çoklu oyuncu desteğinden yoksun olması gibi birçok eksik ve hatanın özünde aslında bu yatıyor. Eğer bu yapımın üzerinde EA logosunu görseydik durum çok daha farklı olacaktı. Ancak yine de düşük bir bütçeyle bunların başarılması küçük çaptaki programcılara moral kaynağı olacaktır. Bu yüzden her ne kadar oyunun gerçek notu 3 yıldız’da olsa yapımcı 3,5 yıldızı eksikleri yok sayıp, 89 mb’a sığdırdığı güzelliklerle hak ediyor. Türünün meraklıları için kesinlikle tercih edilebilir bir yapım 18 Wheels of Steel: Pedal to the Metal.

